yanımda götüremediğim her şey ona kalıyordu; belki de benim nesnelerle,mekânlarla,insanlarla ilişkimdi onun olan; zaten ben de o olmak üzereydim, hayatına ait insanlar ve nesneler arasında onun yerini alacaktım.
Sokaklarında hep aynı insanlara rastladığın kentlerden birindeyiz; yüzler benim gibi burada daha önce hiç bulunmamış kişilere bile yansıttığı bir alışmışlık ağırlığı taşıyor ve ben bar aynasının bu yüz hatlarının derinleşmesine, sarkmasına, ifadelerinin akşamdan akşama çökmesine ya da şişmesine tanıklık ettiğini anlıyorum.
.. geçmişe dönme, yitirilmiş zamanları ve mekânları yeniden ele geçirme duygusu yaşatan eski bir istasyona varmak mı, yoksa hayatta olmanın haz verdiğini düşündüğümüz bugünde, günümüzün ışık ve sesler dünyasında yaşamak mı?
Fakat işte bunun içindir ki yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip geçmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan.