UlYa

UlYa
@Menhitt
Yıllardır şu majör depresyon denen karabasan ile yaşıyorum korkunç bir hüzün korkunç bir mutsuzluk korkunç bir yalnızlık hissi sanki derin çamur dolu bir kuyunun içinde ruhum çığlık çığlığa bağırıyor kuyunun ağzını kapatmışlar ama ufacık bir aydınlık görünüyor gelip geçenleri görüyorum bazıları gülüyor sohbet ediyor bazıları sarki söylüyor bazıları da beni görüyor ama geçip gidiyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Majör depresyonun sekiz özelliği için (İngilizcede) kullanılan kısaltma SIGECAPS’ti. “SIG” doktorların prescribe yani reçete yazma için kullandığı kısaltmadır. “E” enerjiyi temsil eder. “CAPS” ise kapsülleri. Harflerin her biri semptomların kısaltmasıdır; S uyku azalması ya da artışı; İ ilgi kaybı; G suçluluk duyguları; E enerjide düşüş; C konsantrasyon bozukluğu; A iştah değişimi; diğer S ise intihar eğilimi düşünceleridir. Bu belirtilerin üç ya da fazlasını sergileyen hastalar genelde antidepresanlara olumlu tepki verir.
Ne yapsak yasak. Sevsen, konuşsan, yazsan yasak. Tüm ömrüm böyle geçecek Yasaklar hiç bitmeyecek. Kendi kendimden utanıyorum Düzensiz bir yaşayışın ortasında tüm yollarımı kaybettim
Çoktandır özlediğim yanık saman kokulu bu toprak üzerinde dalıp kalmışım. Uyuyor muyum; yoksa rüya mı görüyorum. Bilmiyorum.. Serin bir gölge. Kafamda 12 tonluk Bussinglerin korkunç gürültüsü. Bir şeyler düşünmek istiyorum. İki şeyi biraraya getiremiyorum bir türlü. Düşüncelerim hep uçuyor. Biri daha uçtu. Yaprakları dökülmüş kuru bir dala takıldı kaldı. Ağacı salladım, salladım. Düşüremedim. Sonra, düşünüm testi olup düşüverdi. Kırıldı. İçinden bir kız çıktı. Kızıl mısır püskülü gibi parlak, yumuşak saçları vardı. Gözleri mavi mi, yoksa yeşil mi? Gözünün rengini bir türlü bulamıyorum. Kızın saçları ıslanmış. Gözyaşlarımdandır, diyorum. Ayağa kalktı. "Benden ne istiyorsun?" dedi. Gülmeye çalıştım. Dudaklarımı oynatmak istedim. Dudaklarım donmuş. Kulaklarım oynuyor. Burnuma bir sinek kondu. Sonra, burnumdan içeri girdi. Gıdıklandım. Düşünümdeki kız, "Beni bırak gideyim" dedi. "Yarın sayım var." Kızın rengini bilmediğim gözlerine baktım. "Git" dedim. "Git. Elini kolunu tutan yok ya." kız gitti. Arkasından baktım. Kızın ne güzel saçları vardı. Sonra, tesitinin, her biri bir tarafa gitmiş parçalarına bakıyorum. Kırık parçaları toplayıp eski haline sokmak istiyorum. Koca bir parça eksik. Yerini dolduracak şey bulamıyorum.. Karmakarışık sesler duyuyorum. Biri, göğsünü göstererek: "Burdan girmiş, burdan çıkmış," diyor. Ne bu girip çıkan? Memlekette trafik yok mu? Bilmiyorum. Başka biri: "Ciğerlerini parça parça etmiş," dedi. Bir uğultu duydum. Biri kulağımı kesiyordu.. Kulaklarımı aldı, cebine koydu. "Hatıra!" dedi. Herif, tam da seçti hatıra olacak şeyi. Ondan, ne duyarsa gelip bana söyler.. Başka biri saçlarıma baktı: "Saçları da esaslı," dedi. Ya herif kızılderiliyse. İlk işi saçlarımı kökünden söküp çadırına asmak olacak. Ya bir çingene çıkar da: "Derisini de ben alacam,

Damla

@1yagmurtanesi_
·
“İçimde öyle bir ağrı var ki, ölünceye kadar bağırmak istiyorum.”
Sayfa 320 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı