Anlatmak ve dinlemek birbirini besler. Anlatı topluluğu dikkatli dinleyicilerden oluşan bir topluluktur. İtinalı dinlemenin doğasında özel bir tür dikkat vardır. Dikkatle dinleyen insanlar kendilerini unuturlar; kendilerini duyduklarına kaptırırlar: “ Dinleyici kendini ne kadar unutursa, dinledikleri hafızasında o kadar derin izler bırakır.” Dikkatle dinleme yeteneğimizi giderek kaybediyoruz. Tribünlere oynuyoruz; kendimizi unutup yoğun bir şekilde dinlemek yerine birbirimize kulak misafiri oluyoruz.
….. Ritüeller de anlatı pratikleridir.Daima anıtsal bir bağlamda yer alırlar. Bir aşinalık yaratmaya yönelik simgesel teknikler olarak dünyada olmayı evde olmaya dönüştürüler.
“Anlatının Krizi” Byung Chul Han
Yaşlı Adam: Biz ( insan türü) kendimize bir dizi nitelik atfederek onlara yanıltıcı isimler taktık. Sevgi, nefret, hayırseverlik, merhamet, açgözlülük, cömertlik, vesaire. Bu isimlere yanıltıcı anlamlar yakıştırdık yani. Hepsi kendini hoşnut kılmanı, kendini memnun etmenin farklı biçimleridir ama isimler onları öyle bir gizler ki hakikatten uzaklaştırır gözümüzü. Üstelik bu sözlüğün içine orada olmaması gereken bir sözcük de oluşturmuşuz. Özveri. Bu sözcük var olmayan bir şeyi niteliyor. Hepsinden kötü olansa, insanın her eylemini belirleyen ve yönlendiren Biricik Dürtü’yü görmezden geliyor ve asla onun sözünü etmiyor oluşumuz: İnsanın her durumda, ne pahasına olursa oldun kendi rızasını elde etmesini gerektiren mutlak zorunluluğu. Her neysek bunu ona borçluyuz. …..
Genç Adam: ikna olmadım
Yaşlı Adam: Düşündüğünde olacaksın.