Kafamda belli bir komünist tabiri vardı kitabı okumadan önce. Bu tabirin pek iyi olduğunu söyleyemem bu yüzden kitabı okumadan önce Deniz Gezmiş ve malum arkadaşlarına çok önyargılıydım. Kitabı bitirdim, hala desteklemiyorum olanları. Deniz'ler de anlatıyor kendi hatalarını kitapta ama artık büyük saygım var ideallerine ve devrimci ruhlarına. Nasıl bir amaç uğruna bu denli uğraşılır, kararlı ve idealist olunur onu gördüm, çok etkilendim. Nurhak Dağı olaylarını o kadar heyecanlı şekilde okudum ki... Aynı zamanda üzülerek tabi. Kitap okurken genelde olanları kafamda canlandırırım bu yüzden İrfan Uçar bölümünü bir an önce geçmek istedim. Kitabın sonundaki, Deniz'in Yusuf'un ve Hüseyin'in ailelerine mektuplarını okurken de ağladım. Seven Samurai'ın soundtrackini açmamalıydım. Sonuç olarak kitabı çok beğendim. Eğer sizde 68 kuşağını, 5 Mayıs'ı ve 12 Mart'ı merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
Bütün bu olayları, bu acıları, gelecek kuşakların belki de hatırlamayacağını düşünüyorsun. Bütün bu acıları, sıkıntıları onlar için çektiğini çok iyi biliyorsun oysa. Ve birden, kendi açından bakınca, bir kişi olduğunu, yani biricikliğini, içine girdiğin çatışmanın bir kişinin çatışması olduğunu, ölürsen bir kişinin ölümüyle öleceğini ve bunun, o büyük kavganın içinde ne kadar önemsiz kalacağını düşünüyorsun bir an. Ve gelecek kuşaklar beş yüz kişi falan öldü diye bilecekler ve geçip gideceksin o beş yüz kişinin içinde. Çektiğin acıların gelecek kuşaklarca da bilinmesini istiyorsun ister istemez.