“Evliliğinizde insan insana konuşmayı önemseyin. Çünkü kadın-erkek ilişkisi uzun sürmeyecek. Esas olan sizin o can cana duruşunuz olacak. Bir ‘insan’la evlendiğinizin farkında olmak ve insan insana konuşmayı başarmak evliliğin temelidir.”
Satranç aynı zamanda bir bilim, bir sanat değilmi, yerle gök arasında süzülen Muhammed’in tabutu gibi bu iki kategori arasında gidip gelmiyor mu, bütün karşıt çiftlerin bir kerelik bileşimi değil mi? Hem çok eski hem de yepyeni, düzeneği hem mekânik hem de hayal gücüne bağlı, hem basit geometrik bir alanla sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem de kısır, hiç bir yere götürmeyen bir düşünme, hiç bir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla bütün kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı olduğu su götürmez, bütün halklara ve bütün zamanlara ait olan tek oyun.