Bazı kitaplar vardır, sayfa sayısı değil hissi ağırdır…
"Zavallı Necdet" tam da öyleydi. Ne ara başladım, nasıl bitti, hiç fark etmedim.
Necdet’in içten, umutsuz ama tertemiz aşkı…
Münevver’in o iyi, o yumuşak kalbi…
Her satırında içime dokundu, sanki iç dünyamda bir yere ayna tuttu.
Meliha ise başka bir yüzdü bu hikâyenin.
Kibrin, bencilliğin, duyarsızlığın canlı hali gibiydi.
Yazar bu zıtlıkları o kadar güzel işlemiş ki,
Bir sayfada kalbin ısınıyor, diğerinde sıkışıyor.
Duygusu ağır ama dili sade,
Hüzünlü ama bir o kadar zarif bir hikâyeydi.
Bazı kitaplar okunmaz, hissedilir…
Ben bu kitabı hissettim.