Önce, gözünü perdeleyen göz yaşlarından pek bir şey göremezdi. Sonra göz yaşları diner ve bulutları seyre dalardı. Neyi görmek istese gösterirdi bulutlar.
Şıralcınlar çam gibi kokar ve insan kendisini bir çam ormanında sanırdı. Orası sessizdi, sıcaktı ve en önemlisi dallarıyla gökyüzünü örtmezlerdi. Sırtüstü uzanıp yatar, göğü seyrederdi onların arasında.