Kendimi saklıyorum buraya siz bilemezsiniz.
Yazdığım her kelime, kitaptan yaptığım her alıntıda kendimi saklıyorum ben. Ben kendimi anlayamazken siz beni hiç anlayamazsınız. Duvarlarım yok benim, olmadı hiçbir zaman. Değer verdiğim her insan bana dibi gösterdi diye onların yaptıklarının faturasını hayatıma yeni giren insanlara ödetmedim. Bir kez dibi gördüm, yeniden bir dost sevdim, bir kez daha dibi gördüm ve ben yine bir dost çalarsa kapımı hiç düşünmeden alacağım hayatıma. Ben böyleyim, kırmaktan korkmam kırılmaktan korkmadığım gibi. Siz bana ne yaparsanız yapın, ne kadar acı çektirirseniz çektirin ben hayatıma giren insanı sevmekten de, o insana güvenmekten de bir an olsun şüphe duymayacağım. Çünkü şunu çok iyi biliyorum; eğer bunca insanın arasında ben varsam, elbette benim gibi insanlar var. Ve ben kendim gibi olan insanları sırf siz bana acı çektirdiniz diye onları sizin gibi sanmayacağım . Ben herkesi kendim gibi görmeye devam edeceğim. Bin kez kuyunun dibini de görsem bin kez o kuyudan çıkmasını bileceğim. Ve bir şeyi paylaşmak istiyorum. Sizinle değil kendimle paylaşıyorum bunları ben kimlerin okuduğunu umursamadan. Bugün sınır kitabında fark ettim ki Beyza Alkoç'ta dibi görmekten ve bataklıkla örneklendirmiş yaşadığı o buhranı ve bunun hemen hemen benzer cümleler ile o bataklığımı ve gördüğüm,düştüğüm o dibi bende yazmıştım. Ve bir kez daha fark ettim Beyza Alkoç ile ufakta olsa düşünce benzerliğimizin olduğunu, belki de tamamen tesadüftür bu bilemem. Bildiğim tek bir şey var; belki bir Beyza Alkoç değilim ama en az onun kadar içimi sayfalara dökebiliyorum. Ve biliyorum, günün birinde elinizde benim kitabımı okuyacaksınız.