Kurt Seyit ve Shura'nın aşkları peri masalı kadar güzeldi. Aralarındaki aşkı, özlemi, acıyı, üzüntüyü ve mutluluğu yazar öyle bi yazmış ki hayran kalmamak elde değil. Kitabı okumuyorsunuz adeta o hikayenin içindesiniz. Hele aralarındaki tutku ve birbirlerine olan derin bağ, okurken hissetmemek elde değil. Tüm olaylar, yazılanlar insanın işine işliyor, hepsini kendi yüreğimde hissettiriyordu. Kurt Seyit'in nerde büyüyüp, küçüklüğünden yetişkin olduğu döneme kadar yetişip nasıl bir adam olduğunu yazar bizlere okutmayı da ihmal etmiyor. Hele Kurt Seyit'in çocukluktan yetişkinliğe geçtiği serüven kısmını okurken o dönemin siyasetiyle birlikte tüm gerçekleri gözler önüne seriliyor. Olay örgüsü, akışı o kadar muhteşem bi kitaptı ki bir bakmışım kâh üzülüyorum kâh heyecanlanıyorum. Beklenmedik anda ortaya çıkan olaylar karşısında gerginlikten ölürken bi sonraki sayfada sevince boğuluyorum. Kitabı kapattığımda hissettiğim en üzücü şey içimde, kalbimde bir yerlerde derin bir iz bıraktığıydı. Verdiğim puana aldırış etmeyin, o da karakterlerin kaderine olan sitemimdendi.