Amin Maalouf’un geçmiş ile günümüz Dünya’sını harmanlayan kitaplarını seviyorum. Üstelik bu kitaplar kültürel olarak okurun gelişmesine de katkı sağlıyor. Bu kitabında da Orta Doğu’yu ve ülkesi Lübnan’da yaşanan iç savaş hakkındaki görüşlerini roman karakterleri aracılığı ile belirtmiş yani otobiyografik özelliğinin olduğunu da düşünüyorum. İç savaşın başlangıç aşamasında ülkeyi terk edip Fransa’ya ve Dünya’nın farklı noktalarına göç edenler ile savaşa rağmen ülkesini terk etmek istemeyen bir grup arkadaşın yıllar sonra tekrar buluşup geçmişin muhasebesini yapmasından ibaret bir yüzleşme kitabı.
Doğu Batı arasındaki görüş ayrılıkları, kimlikler, göçmenler, dinler ve kültürler üzerine birçok görüşün paylaşıldığı, olay örgüsü sıradan olsa da yapılan tespitlerin etkileyici olduğu akıcı bir kitap. Ne yazık ki Lübnan, Orta Doğu’da bahtı kara olan devletlerden birisi olmaya devam ediyor. Fiilen parçalanmış siyasi birliği, iflas etmiş ekonomisi ile tufan getiren bulutların bir türlü dağılmadığı bir coğrafya.