Bize çocukluk acılarımızın bir benzerini yaşatacak kişileri gözünden tanır, bir de üstelik ona âşık oluruz. Sanki bir şey bizi ona doğru mıknatıs gibi çeker. Sonradan bir şeyleri anlar gibi olur, buna şans deriz, tesadüf deriz. Oysa tesadüf deyip geçtiğimiz pek çok şey aslında tesadüf değildir. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.
Aklına Nana'nın bir keresinde söylediği bir şey geldi.. "Her bir kar tanesi dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ahtı ve bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükselip, bulutlar halinde toplanıp, sonra minicik parçalara bölünüp, sessizce aşağıya insanların üstüne yağıyordu."