Demek ki neymiş, her tavsiyeye uymayacakmışsın. Buket Uzuner’in ilk okuduğum kitabıydı. Yazarı bu kitabıyla tanımam hiç iyi olmadı. Oysa çok övgüler almıştım. Yani haddime değil belki bu şekilde eleştirmek ama beğenmedim.
Öncelikle çok amatörce yazılmış gibi gerçekten okumakta ısrar ettim, zorlandım neyse ki bitirdim. Dili sade ama baştan sona tek düze bir anlatım var. Kurguyu, olayları, karakterleri asla bağdaştıramadım birbirine bağlayamadım, çok dağınık. Kitabın mizah dolu olduğu söyleniyor fakat mizahın kırıntısı yok. Evet romanlarda ayrıntı severiz ama çok gereksiz detaylar var ve çok sıkıyor. Dahası kitap 80’li yıllarda geçiyor fakat anlattığı Türk aile yapısı ve yaşam tarzı günümüz Türkiye’sinde bile yoktur. Çarpık ilişkilere dikkat çekilmek istenmiş ama aynı zamanda normalleştirilmiş. Bu ne yaman çelişki? Karakterlerin sürekli intiharlardan bahsetmesinin derinlik kattığı düşüncesi bence tamamen yanılsama. Kendini bunalıma iten, depresyona sürükleyen, intihar etmek için bahaneler sunan bir karakter ne kadar etkileyici olabilir? Hadi diyorsun sonu iyi olsun, ordan kurtarsın ama yok, sonu da saçma. Sonu olayları çözüme kavuşturuyor gibi bir izlenim yaratıyor ama en sonunda yine kördüğüm ve yine hüsran. Tek artısı alıntı yapabilecek bazı güzel cümleler vardı o kadar. Kısacası üzdü..