Ben az öteden, onlara bakıyordum o sırada; kısa görünen uzun bir cümleye, etkisi aylar sonra hissedilecek olan hüzünlü bir sahneye ya da derinliği yüzeyine gizlenmiş, kenarları günlük hayatın meşgalesiyle çevrili muhteşem bir resme bakar gibi bakıyordum.
Bir vakit, ikimiz de sustuk. Neden sustuğumuzu bilmiyorum ama o an telefondaki sessizlik ikimizden doğmuyormuş gibi geldi bana. Sessizlik kılığına bürünmüş başka bir şey vardı sanki, aramızda, öylece duruyordu.
"Bedeniniz ruhunuzun sazıdır. Ondan hoş bir ezgi ya da uyumsuz sesler çıkarmak size kalmış, " der Halil Cibran. Sizin evliliğiniz sosyal rollerinizin, yani YÜZ'lerinizin değil, CAN'larınızın yolculuğu olacaksa cinselliği bedenlerden gönüllere çekin.
O aşkınlığa sahip olduğumuzda, yaşamı tamamen denet- leyemeyeceğimizi kabul edeceğiz ama tüm belirsizliğine rağmen yine de yaşamın içinde sevgiden kaynaklı adil bir düzen olduğuna inanacağız. Yaşamı denetlemeye değil, yaşamla dans etmeye karar vererek, "EVET!" diyebilmek cesaretini bulacağız.