Dünyanın en güzel hissettiren hislerinden biri; bir kafenin önünden geçerken yada o kafede otururken yada herhangi bir yerde tesadüfen, zamanında o çok sevdiğiniz şarkılardan birini duymak olsa gerek.
Benim karşılaştığım şarkı ; youtu.be/ob4uhPV4J7M
Kitaba girişte yazarın ilginç hayat öyküsü karşılıyor sizi. Vay be dedirtip birazda merak uyandırıyor.
Kitap boyunca devasa bir duygu yüklü sel ile yolculuk ediyoruz. Bu duygu durumları okumayı severseniz hoşunuza gidebilir.
Melankolik ve olumusuz bir çok duygu çok yoğun bir şekilde işlenmiş. Ben burada yazarı yada karakteri yargılamak yerine anlamaya çalıştım. Bu okurken daha yardımcı oldu. Çünkü yer yer karaktere kızabilirsiniz.Bazen sinirbozucu bir bıkkınlık haline bürünebiliyor.
Karakterin kaybolmuşluğu ve hayatı anlamsızlığı bunu duygularla yoğun bir şekilde anlatmış. Bir çok duyguda kendinizi bulabileceğinizden eminim.
Kitabın ortalarında hikayenin ne kadar yazarınki ile benzediğinden şüphelenmistim. Gerçekten de yarı otobiyografi şeklinde yazılmış bu yüzden daha etkileyici bir hal alıyor.
Toplum dedikleri bireyden ibaret değil midir?
Toplum bunu kabul etmez. Toplum değil. Sen kabul etmezsin, değil mi?
Toplum seni canlı canlı gömer. Toplum değil. Beni gömecek olan sensin, değil mi ?
Toplum değil yani. Sen.