İnsan hayatı karşılıklı olarak kandırılıp hiçbir şeyin farkına varmadan birbirlerini incittiği ve bu tuhaflığın bariz bir şekilde ortada olduğu örneklerle dolu.
Yaşam konusunda yazdığı bu ikinci kitap, birincisinden biraz daha iyi bence. İlkini fazla tarihi ve tarih öğrencilerine uygun bulmuştum. Ama tabiki yine de fazlaca tarihten örnekler var normal olarak.
Kronik yayın evinin bu tarz kişisel gelişim baskılarında, sayfadan çıkarmanız gereken sonucu sayfanın kenarına bir kutu içerisine iliştiriyor. Bu beni rahatsız ediyor çünkü sayfadan çıkarmam gerekeni benim bulmam gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden o gri kutuları okumadan atlayarak okudum.
Bu kitapta da yine soru cevap şeklinde yazılmış bu durumu da sevmedim. Yani sanki İlber Ortaylı değilde soruları soran kişi kitabı yönetiyor.
Kitabın kendi içerisinde çok kez tekrara düştüğünü düşünüyorum. Ve konu başlıkları en fazla 1 bir kaç sayfa odakta kalıyor sonra da konu dağılıp başka bir yerlere gidiyor. Bu yüzden kitabı okumam oldukça uzun bir zamanımı aldı.
Cinayet romanın farklı bir işlenme biçimi kullanılmış. Benim için ilgi çekici bir işleme biçimi ve deneyimi oldu. Önce cinayet verilip sonra maktulün yaşantısını dakika dakika geri giderek cinayet vaktinden önce olanları insanların hissettiklerini ve yaptıklarını ,en sonunda ise olayın gerçek anında ne olduğunu işlemiş G.G.Márquez.
Oldukça uzun ve detaylı betimlemeler bulunuyor. Ama bunlar rahatsız edici boyutta değil. Sadece G.G. Márquez'in şaşırtıcı yazım tekniği ile ilgili bence. Başka bir yazarda bu durum sıkıcı olabiliyor.
Hikeye yöresel ve töresel diyebiliriz. Toplumun suskunluğunu ve bahanelerini ince bir şekilde eleştirmiş ve işlemiş. Bu konuda düşündürücü ve yargılatıcı bir eser olmuş.
Eğer karakter isimlerini not ederseniz okumanız daha da kolaylaşabilir. ;)