...korkunç şeyler olacağı önsezisi, çürümüş bataklık buharı gibi boğucu, seslerin kesildiği ışıksız evlerin üzerine çökmüştü; karanlık, dehşet ve ürperti içinde yok olup gidene kaybolmuş kentin üzerine boğucu bir örtü gibi inmişti; oldum olası kayıtsız duran yıldızlar, yukarıdan kaygısızca ve hafifçe ışımaktaydı; ve ay, her gece olduğu gibi gümüş boynuzunu göğün mavi duvarına geçirmişti.