Derede yıkanır ya da sıcaktan kızmış kafamı suya daldırırdım. Sonra da kuytu bir köşede kareli küçük not defterimi çıkarır ucu sivriltilmiş kurşun kalemle beni hem utandıran hem de inanılmaz derecede mutlu eden hatta gururlandıran şeyler yazardım. O zamanki dizelerimin bir kıymeti yoktu muhtemelen. Ve onları şimdi okusaydım gülerdim belki de. Hayır gülmezdim, elbette gülmezdim. Şimdi yazarken ya da başka bir şey yaparken bir kez daha o günlerdeki gibi çılgınca neşeli ve içtenlikle mutlu olmak isterdim.
Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Onun etrafımdan ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiğinde, onun izlediği yolu görmek için iç gözümü kullanacağım. Korkunun geçtiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.
Sizlere güzel bir haber vermek istiyorum. ✨️
Gece Yarısı Düşüncelerimi paylaşacağım bir blog oluşturdum ✍️🏼
merismwrites.blogspot.com
Mesele kendimi anlatmaya geldiğinde, içimde olan biten her şey zihnimde karmaşık oyunlar kurmaya ve çeşitli hikayeler yazmaya meylediyor. Bu sebeple ben de yazıyorum. Ne mi yazıyorum? Bir gözlem pratiği gibi, bilinen ve bilinmeyenle kurduğum bağı mistik ve metaforik temalar üzerinden sürrealist hikayeler ve denemelerle anlatıyorum. Yazmak benim için zamanı bükmenin ve sınırları aşmanın bir yolu...
Burada bazen uyuyor bazen uyanıyoruz. Düşlerin arasında gezerken kendimizle yüzleşiyoruz. Sonunu bilmediğimiz yolculuklara çıkıyoruz... ☂️
Düşle gerçek arasındaki ince sınırı yıkıp geçmek için sizleri de Gece Yarısı Düşünceleri blog sayfamı takibe, okumaya ve yorumlamaya bekliyorum.🌙
Blog; merismwrites.blogspot.com
İnstagram; instagram.com/geceyarisidusun...