Bazen kalbimin bir heycanı daha kaldıramayacak kadar yorgun olduğunu hissediyorum ama bir yandan da içim içime sığmıyor.
Kimi zaman da sorgusuz sualsiz bir şekilde insanları dinlemek isterken sanki onlarda kalacak bir yerim yokmuş gibi de hissediyorum. Söylemezsem de içim içime çarpıyor.
Özetle çoğu zaman ne kendime aidim ne de bir başkasına.
İster hoşuma gitsin, ister gitmesin; hangi hal üzere sabahlarsam sabahlayayım benim için fark etmez. Çünkü ben, hayrın hoşuma gidende mi, gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum.