Kitaba başlarken kitabı okumaya ara verecek miyim diye düşünerek başlamıştım.Genelde popüler olan kitaplar beni hayal kırıklığına uğrattığı için çok büyük hevesle başlamadım.Devamındaysa gerçekten kitabı beğendim.Yazım dili için çok yalın,tasvirlerden olabildiğince uzak sade anlatımlı bir kitap diyebiliriz.Kitap ödüle layık görüldüğü için de çok beklentiyle başlayanları duydum ve devamında da dili sade bulduklarını.Ben bu düşüncede değilim çünkü kitabın konusu başlı başına yeterliydi.Tipik bir intihar konusu gibi dursa da içinde verilmek istenen güzel mesajlar olduğunu düşünüyorum.En basitinden hayatımızda seçimler yaptığımızı ve devamında hepsinin başka sonuçlar doğurduğunu da biliyoruz ama bu olaya başka bakış açısı hepimiz ne yazık ki geliştiremiyoruz.Bu açıdan bile farklı bir alternatif olmuş.Özellikle de kitapta ölüm ve yaşam mücadelesi veren insanlarda,arafta kaldıkları yerin hayatlarında önem verdikleri bir yer olması ve bundan kaynaklı olarak da hayatlarının bir yerine dokunmuş insanların orda bulunması beni gerçekten etkiledi.Kimisi lokanta kimisi kütüphane ve kimisi de kaset dükkanı artı daha da bilmediğimiz nice yer.Eklemeden bitremeyeceğim şeyse yazarın aşka yer vermemesiydi ki bu beni çok mutlu etti.Konudan sapılmadığı ve aşk kitabına döndürülmediği için daha da memnun oldum.
Tek eleştireceğim nokta sonunda biraz eksik hissettim.Evet,dediğim gibi aşk yoktu ama buna rağmen Nora'nın bir hayatında Ash çok methedildi. Ash karakterini bu kadar methettikten sonra belki onun da bu hayatındaki yerine biraz değinebilirdi gibi geldi bana.