Valen

Valen
“Nefret,intikamı körükledi.”
Kırmızı kamelya,beyaz kamelya.
10/10
·234 syf.··
2023 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2023 02:03
Marguerite…Kendi içinde birçok ayrı konuda sana hem çok kızdım hem de o kadar çok anladım ki seni…Anlamakla kalmayıp sana bağlandım ve seni sevdim.Armand içinse başlarda olan o tavrının nahifliğinin zamanla yok oluşu gerçekten yaralayıcıydı.Bazı insanlar vardır ki aşık olunca mantıklarını yitirirler sen bunlardan oldun Armand ama yine de sana kızamıyorum. Kitaba aşk kitabı olarak başladığımda etkileyici bir kitap olacağını az çok tahmin ediyordum ama bu kadar etkili olacağını da tahmin etmemiştim.Kitap Alexandre Dumas(fils)tarafından yazılan bir kitap olmakla beraber genel konu itibariyle;Yosma olarak bilinen Marguerite ve babası son derece dürüst,ahlaklı olan Armand’ın ıstıraplı aşkını konu almaktadır.Kitabı özetlerken kasıtlı olarak Armand’ın babasının nasıl tasvir edildiğine değindim çünkü benim gözümde kitabın kilit noktalarından biri budur.En basitinden Marguerite’in korktuklarının başına gelmesinin sebebi,Armand’ın yaptıkları ve Marguerite’i tamamen tanımamıza sebep olan o noktadır. Kitap boyunca aslında aşkla beraber birçok soruna değinildiğini de görebiliyorduk.(bkz:Dük Marguerite’i ölen kızına benzediği için sevip yardım ediyordu ama insanlar bunu da yosmalığa bağlamıştı,burada ön Yargı görüyoruz,gibi daha nice örnek verilebilir.) Karakterler o kadar içten o kadar güzel yazılmıştı ki hepsiyle çok rahat bağ kurabildim.Bunun haricinde de kitaptan sonra standart yosma-dürüst çocuk romanı diyenlere ithafen şunu demek isterim;yosma olarak adlandırılan insanlara yaklaştığınız şekil,takındığınız tavır bi kenara bununla beraber onların size takındığı tavır bi kenara;onların da insan olduğunun ve duyguları olduğunu düşündünüz mü? Buna cevabınız varsa ve olumlu olumsuz neyse bu duyguları öğrenmek için bile kitabı okuyabilirsiniz. Her şey bi kenara aşkın ıstıraplı ve
Edebiyat
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Reklam
Aşk bir kenara,ilahi adalet bir kenara.
9/10
·133 syf.··
2023 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 14:46
Romeo ve Juliet.Herkesin hayatında en az bir kere adını duyduğu o başyapıt.Geç olsa da okuma fırsatını elde etmiş biri olarak kitabı yorumlamak istiyorum.Kitap birçoğumuz tarafından aşk kitabı olarak bilinse de bence tam anlamıyla öyle değildi.Ben kitabı okurken daha çok ilahi adaleti hissettim.Belki de 'kardeşim sen ne biliyorsun,bu aşk kitabı!' dersiniz.Hak veririm,haklısınız derim ve şunu eklerim;benim için tam anlamıyla öyle değildi ve bu yüzden de bana başka şekilde hissettirdi.Ben ilk görüşte aşka inanan biri değilimdir.Bana ilk görüşte aşk biraz olağanüstü ve hayal gibi gelmiştir.Bu yüzden Romeo ve Juliet'in aşkı benim için ölüp bitmelik,sayfalarca methiye dizmelik değildi.Tam tersi sonu benim için methiye dizmelikti. Benim görüşümce;Montague ve Capulet cezalandırılmak için çocukları ilk görüşte aşık olmuştu ya da ilahi adaletin var olması için öyle olması gerekmişti.Düşmanlığın verdiği zararların kefareti ödenmesi gerekiyordu ve sonunda ödenmişti de.Eğer ki böyle olmasaydı Romeo'nun tutkuyla aşık olduğu Rosaline'i saniyeler içinde unutmasını nasıl açıklardık? Ya da tiyatro devam etseydi o zaman Romeo'nun sadık aşkından nasıl emin olabilirdik? En basitinden başka bakış açısı getirelim olaya.Romeo ve Juliet aşkının sonu trajedik olmasa hangi ilk görüşte aşktan farkı kalırdı ki? Velhasıl tüm düşüncelerimi tek bir çatı altında toparlayacak olursam; Montague ve Capulet'in cezasının en sevdiklerinden çıkması onlara verilen bir cezaydı ve bu nedenle de düşman çocukları birbirini sevdiler.İki ailenin yıllardır yapamadığı o barışı kalplerinde sağlayıp devamında da trajedik ölümleriyle barış tohumlarını o taşlaşmış toprak olan,iki düşmanın kalplerine ektiler.Belki de aşık olmalarının asıl amacı barışı sağlayıp topluma huzur sağlamaktır.Buna dayanarak da Shakespeare'in
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Yenik düşülen meraklara...
2/10
·472 syf.··
2023 20. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 00:36
Kitabı okumamak için 3 sene direnip sonunda okumuş olmam gerçekten manidar.Kitap ilk yazılmaya başladığı anda kitabı biliyordum basıldığı an da.Ve bunlara rağmen okumamak için direnmiştim çünkü kitaba karşı ön yargılıydım.Bu ön yargımı yıkmama sebep olan şey kitabın uygulama üzerinde kaldırılmamış olmasıydı.Kitaba para vermek istemiyordum ve uygulama da olduğunu görünce de fırsat budur dedim ve ön yargımı yıkmak için adım attım.Ön yargımı yıkmama çokta gerek var mıydı?Sanırım yoktu.Kitapla ilgili açıkçası çok olumlu bir şey düşünmüyorum.Kitap 4lü arkadaş grubunun dağılması üzerine kurulmuş ve geçmişle günümüz arasında flashbacklerle olaya derinlik kazandırılmaya,merak uyandırılmaya çalışılmış.Bana kalırsa çokta başarılı olunmamış.Yeteri kadar watty kitabı ve belki de biraz da evet,biraz olsun kitap kültürünüz genişse rahatlıkla tahmin edebilirsiniz.Olayları baştan sona tahmin ettiğim için heyecan bile duyamadım.Her şey bir kenara kitabı okurken işte dedim watty erkekleri watty kızına dönüşmüş!Başka da bir açıklaması yok.Bir insanın güçlü olması soğuk tavırlar,insanlara güven sorunu ve de asi kız lakabıyla mı oluyor gerçekten?Ya da herkesin sen güçlüsün demesiyle?Benim için bunlar güç göstergesi hiçbir zaman olmadı ve olmayacak.Benim için güçlü insan yaşadıklarıyla nasıl savaştığı bir kenara yaşadıklarıyla beraber var olabilmiş ve her şeye rağmen hayatına benliğini kaybetmeden devam eden insandır.Gelelim spoilerlı kısmımıza.Ben Deniz'e ısınamadım ve Asel'le arasında olanı aşk olarak görmedim ;çok hızlı gelişti her şey en başında.Ener'le aralarında bir kimya olduğunu hissettim ama Ener kadar bencilini de görmedim.Bir şeyleri saklamak kimseyi acıdan uzaklaştırmaz.Yaptıkları gereksiz saçmaydı hatta arttırıyorum saçmalığın daniskasıydı.Kardeşim Eylül yemiş haltı sende tuzu
Edebiyat
AselSena Nur Işık · İndigo Kitap Yayınları · 20212,776 okunma
Milyonlarca hayat ve seçim.
8/10
·282 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2023 03:03
Kitaba başlarken kitabı okumaya ara verecek miyim diye düşünerek başlamıştım.Genelde popüler olan kitaplar beni hayal kırıklığına uğrattığı için çok büyük hevesle başlamadım.Devamındaysa gerçekten kitabı beğendim.Yazım dili için çok yalın,tasvirlerden olabildiğince uzak sade anlatımlı bir kitap diyebiliriz.Kitap ödüle layık görüldüğü için de çok beklentiyle başlayanları duydum ve devamında da dili sade bulduklarını.Ben bu düşüncede değilim çünkü kitabın konusu başlı başına yeterliydi.Tipik bir intihar konusu gibi dursa da içinde verilmek istenen güzel mesajlar olduğunu düşünüyorum.En basitinden hayatımızda seçimler yaptığımızı ve devamında hepsinin başka sonuçlar doğurduğunu da biliyoruz ama bu olaya başka bakış açısı hepimiz ne yazık ki geliştiremiyoruz.Bu açıdan bile farklı bir alternatif olmuş.Özellikle de kitapta ölüm ve yaşam mücadelesi veren insanlarda,arafta kaldıkları yerin hayatlarında önem verdikleri bir yer olması ve bundan kaynaklı olarak da hayatlarının bir yerine dokunmuş insanların orda bulunması beni gerçekten etkiledi.Kimisi lokanta kimisi kütüphane ve kimisi de kaset dükkanı artı daha da bilmediğimiz nice yer.Eklemeden bitremeyeceğim şeyse yazarın aşka yer vermemesiydi ki bu beni çok mutlu etti.Konudan sapılmadığı ve aşk kitabına döndürülmediği için daha da memnun oldum. Tek eleştireceğim nokta sonunda biraz eksik hissettim.Evet,dediğim gibi aşk yoktu ama buna rağmen Nora'nın bir hayatında Ash çok methedildi. Ash karakterini bu kadar methettikten sonra belki onun da bu hayatındaki yerine biraz değinebilirdi gibi geldi bana.
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Terk edenler de sever,zorunda kalsalar bile.
3/10
·160 syf.··
2023 18. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 23:13
Her aşk acısı çeken benzer şeyler mi düşünüyor yoksa yazacak başka şeyleri mi yok?Bu zamana kadar bu tipte okuduğum kitaplarda hep aynı şeyler mevcuttu.Birinde bile çıkıp da farklı bir şey vardı diyemiyorum.Türk edebiyatının artık özgün şeylere ihtiyacı yok mu?Oğuz Atay,Sabahattin Ali,Orhan Pamuk,Namık Kemal,Halide Edib,Fatma Aliye vb. yazarlarımızın ölümsüz eserleri bitip tükendiğine ne yapacağız?En basitinden benzer kelimeler mi duyacağız sürekli?Cümleler her 10 sayfaya bir tekrara biniyordu ve bu da yetmezmiş gibi hepsi farklı sözcüklerle de süslense aynı anlama çıkıyordu.Bu şekilde cümleleri sizde yazabilirsiniz diye düşünüyorum.Bkz;terk etti beni.Beni terk etti.Beni terk etti ve öylece kaldım.Terk edildim ve kırıldım vs vs.İki dakika da benzerlerini yazdım emin olun sizde yapabilirsiniz.Her neyse bunları bir kenara bırakıp farklı bir bakış açısı geliştirelim çünkü kitabın buna ihtiyacı var.Kitap sadece terk edilen,arkada bırakan kişi ve kadınlara hitaben yazılmış.Soruyorum size sadece aşk acısı çekenler bunlardan mı ibaret? Ölümsüz eserlere sahip yazarların yaptığı her kesime hitap etmek değil de neydi? Ben terk eden bir insanım ve kitabı okurken hep empatiden yoksun olduğuna inandım.Terk edenler de sever efendim hatta bazen sizin sandığınızdan da çok.Diyemem ki kitapta kendimden bir şey bulmadım evet,buldum ama bunlar zaten benim bildiğim şeylerdi.Kitabın tek taraflı bakış açısına sahip olması beni aşırı derecede rahatsız etti.Benden bu tarz kitap okuyanlara tavsiye;yargısız infaz,doğru bir tavır değil.Minik bir örnek vereyim ve sözümü bitireyim yineliyorum terk edenler de sever.Terk edilen sevmemiş de olabilir ve karşısındaki bundan terk etmiş de olabilir. Terk eden hala bi umut bekliyor terk edilen de gününü gün ediyor olabilir.Yargısız infaz
Edebiyat
Yalnız AnlaşıldıkSongül Ünsal · Olimpos Yayınları · 20181,337 okunma
Reklam