Artık hiçbir şey derinlemesine duyumsanmıyor. Derinliğine vakit yok. Tüm deneyimler uçarcasına yaşanmalıdır. Deneyimler artık taşınır mallar gibidir; alınır, atılır, canımız çektiğinde kullanılırlar. Yirminci yüzyıl deneyimi mağazadan bir şey satın almak gibidir.
Şimdi pencere kenarında, yaz akşamlarının ılık yumuşaklığı ile bahçesinde nar, zeytin ve ıhlamur ağaçları olan bi evde kendimi düşünüyorum. Hayatın eksilttiği kişileri almıyorum bu sefer yanıma.