Kitabın başında Fransız bir gezginin İspanya'ya gidip oradaki Çingene topluluklarını ve onların el yazma kitaplarını incelemesini görüyoruz. Bu gezi bağlamında Fransız, bir adamla tanışıyor ve adamın bir çingeneyle olan aşk hikayesini dinliyor. José ve Carmen arasındaki aşk biraz zıtlaşmalarla doğup büyüyen türden. Carmen özgürlüğüne çok düşkün ve yasal olmayan yollarla (hırsızlık gibi) yaşamını süren bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Don José ise ona göre daha kontrolcü, tutkulu bir adam. İkisi arasında sürekli çıkan taşımalar ve takıntı bir süre sonra patlak veriyor ve Don José Carmen'i öldürüyor. Onların aşk hikayesi bittiğinde Fransız gezgin kitabın son bölümünde yaptığı gezi sonucu araştırmalarını özetliyor bizlere. Kitap, akıcı bir olay örgüsüne sahipti ve bence üslubu da güzeldi, çünkü hiç sıkıldığımı sezmedim. Ancak o dönemin koşulları kitapla o kadar çok bütünleşmiş ki (kitabın bir araştırmaya yönelik olmasından kaynaklı) zaman zaman kafam çok karıştı. Ayrıca sayfa sonu dipnotlar da fazla olduğundan bu beni biraz bunalttı. Bunlar dışında güzel ve sürükleyici bir hikaye. Carmen'in özgürlük sevdası sonuna kadar işlenmişti. Don José'nin aşkı takıntı haline getirip Carmen'i öldürmesi beni üzdü.