Serinin üçüncü kitabı da aynı absürtlükle devam ediyor. Bazı olaylar çok yoğun bence. Yazarın keskin yaratıcılığı zaman zaman beni yordu çünkü çok fazla yeni karakterler ve onların doğurduğu olaylar var. Takip etmekte zorlandım diyebilirim. Marvin benim en sevdiğim karakterdi, ne yazık ki bu kitapta çok az yer alıyordu. Yine de olaylar Marvin sayesinde daha kolay çözüldü diye düşünüyorum. Bu kitapta ekibin sürekli dağılması beni biraz üzdü. Hep beraber hareket ettiklerinde keyifleniyordum ama bazen ışınlandılar bazen farklı yollara ayrıldılar. Tam kitabın sonunda birleşip artık hep beraber hareket edecekler diyordum ki Arthur, sakin huzurlu bir gezegende kendi hayatını kurmak istediğini söyleyene kadar... Gün içinde iki kez evreni kurtarmak onu yormuş olmalı. Umarım serinin bir sonraki kitabı daha az olaylı ve tam kadroyla devam eder. Özellikle Marvin'i daha fazla okumak istiyorum.
Serinin ikinci kitabı da aynı macera ve komikliğiyle devam ediyor. Bu seriyi sevmemin nedeni aslında gerçekten yazarın harika yaratıcılığını konuşturmadı diyebilirim. İnsan gerçekten merak ediyor, bu kadar gerçek dışı şeyleri nasıl kurgulayıp en iyi şekilde kitaba aktarabilmiş diye. Arthur ve Ford arkadaşlığını seviyorum. Aslına bakarsanız kitabın içindeki karakterlerin ilişkisi çok hoşuma gidiyor, genel olarak atışma içerisinde olsalar bile. Zaphod'un iki beyni arası gizem merakımı gıdıklıyor diyebiliriz. Bir şeyler var ama ne olacak, amaç ne, kırkiki ne anlama geliyor? Bütün bunlar hep aklımda dönen sorulardı. Biraz spoiler aldığımdan kırkikinin aslında gerçek bir anlamı olmadığını sadece yazarın böyle bir gizem yaratmak istediğini biliyorum. Bu biraz benim için üzücü geldi çünkü büyük bir felsefi anlam bekliyordum. Yine de bu merakın sebebi yazarın yaratıcılığı der susarım. En sevdiğim karakter kesinlikle Marvin. Bana çok tatlı ve bir kucaklaşmayı hak eden depresif bir robot gibi geliyor. Sürekli can sıkıcı şeylerden bahsedip hayatın onu üzdüğüni, her şeyin kötü olduğunu söyleyip dursa da bence hikayedeki en önemli ve tatlı karakterlerden. Kitabın sonuna doğru Marvin'nin ortadan kaybolmasına duyduğum üzüntüyü anlatamam bile. Yine de bir sonraki kitaplarda onu görmek için can atıyorum. Çok sevdim ben bu kitabı kısaca. Anlatmak istediği şeyleri dalgaya vurarak bir de üstüne güzelce bir yaratıcılığını kullanarak anlatan Douglas Adams, bu kitabında da beni büyüledi.
“En önemli sorun ya da en önemli sorunlardan biri, çünkü bir sürü en önemli sorun vardır-halkı yönetmekle ilgili en önemli sorunlardan biri, bu işin kime yaptırılacağını bulmaktır. Daha doğrusu halkı, kendilerini yönetmesine izin vermeleri için ikna etmeyi başaracak birini bulmaktır.
Özetlersek: İyi bilinen bir gerçektir ki, halka hükmetmeyi en çok isteyenler, ipso facto¹ bu işi yapmaya en az uygun olanlardır. Özeti özetleyecek olursak: Kendisinin Başkan yapılmasını sağlayabilecek kişilerin bu işi yapmasına hiçbir surette izin verilmemesi gerekir. Özetin özetini özetlersek: Halk bir sorundur.”