Marianne :Belki de bu aşk henüz memede bir çocuktu ve siz tedbirli bir sütanne gibi onu beline bir kayış bağlayıp şehirde gezdirirken tepetaklak düşürdünüz.
Octave : Tedbirli sütanne ona sadece sihirli bir süt verdi; bu sütten şüphesiz siz de içmişsinizdir. Hem de bol bol; dudaklarınızda hâlâ bir damlası kalmış, bütün sözlerinize karışıyor
Marianne: adı ne bu sihirli sütün?
Octave: Kayıtsızlık. Siz ne sevmeyi biliyorsunuz, ne de nefret etmeyi. Siz, Bengal gülleri gibisiniz. Marianne: dikensiz, kokusuz..
Gökyüzünün sonsuzluğuna yükselmek istiyorum,
Denizin derinliklerine gömülüyorum,
Sana bütün dünya nimetlerini vermek istiyorum!
Yeter ki sev beni! Sev beni!
Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de egemen olurlar.