Günümüzde her yıl 25 Aralık'ta İsa'nın doğumunun Hristiyanlar tarafından kutlandığı Noel zamanlarında ortaya çıkan Noel Baba imajının öyküsü ise oldukça ilginçtir. Her şey 1929 yılında tüm Amerika'yı altüst eden, binlerce şirketin iflas etmesine sebep olan ekonomik krizle başladı. Krizden etkilenen şirketler arasında bugün tüm dünya tarafından tanınan ve içeceklerinin saniyede sekiz bin adet tüketildiği hesaplanan Coca Cola da vardı. Pazarlama ve satış konusunda başarılı bu şirket krizden korunmak için çareyi reklamlarda buldu. Bu reklam öyle etkili olmalıydı ki insanların psikolojik olarak depresif olduğu bu dönemde hem yüzlerini güldürebilmeli hem de onlara umut vermeliydi. Aranan çare ise 1931 yılında İsveçli çizer Haddon Sundblom'dan geldi. İskandinavya'dan gelen bu çizer Almanya doğumlu olan Amerikalı karikatürist Thomas Nast'ın 1881 tarihli Noel Baba çizimini kendi toprakları olan İskandinavya mitolojisindeki Tanrı Odin'in mitosuyla birleştirir. İskandinav mitolojisine göre Odin, uçan atı Sleipnir ile avlanmaya gittiğinde, çocuklar Sleipnir için çizmelerinin içine havuç ve saman koyup şöminenin yanına asarlardı. Odin'in bu iyilik karşısında çocuklara hediye ve şekerlemeler getirdiğine inanılırdı. Sundblom buradaki atı İskandinavya'da bulunan Ren geyikleri ile değiştirmiş ve Coca Cola'nın renkleri olan kırmızı ve beyaz renkli kıyafetler giydirmiştir. Şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet giyen, siyah kemerli, siyah çizmeli, kırmızı şapkalı bu yeni Noel Baba'nın insanlara neşe ve umut veren gülümsemesiyle artık imaj tamamlanmıştır. Coca Cola bu başarılı reklamını başta sinemalar olmak üzere her yerde yayınladı. Reklam tahmin edilenden daha başarılı oldu çünkü reklamlarda çocukları kullanması yasak olduğu için bu portföye dilediği gibi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tilkinin biri bir dişi aslan görmüş; ''Her seferinde doğura doğura bir tanecik doğuruyorsun'' diye alay etmiş.
Aslan Dönmüş, ''Doğru söyledin bir tanecik doğururum; ama bir aslan doğururum,''demiş.
Bir şeyin değerini ölçmek için azlığına çokluğuna bakmamalı; neye yarıyor, ona bakmalı.
Günümüzde felsefe kitaplarında, Antik Yunan medeniyetinin en ünlü filozofları ve bilim adamlarının bir arada olduğu bir resim bulunmaktadır. Esasen bu resim 1509 yılında Raffaello tarafından yapılmış ve ''Atina Okulu'' adıyla bilinen ünlü fresktir. Bu fresk günümüzde Vatikan Müzeleri içinde yer alan Papalık Odaları'ndan ''Stanza della Segnatura''nın bir duvarını kaplamaktadır. İçerisinde Platon, Aristo, Sokrates gibi ünlü isimlerin yer aldığı bu freskte, merdivenlere uzanmış ve elindeki kağıdı inceleyen kişi Diyojen'dir.
Homeros'un yaşamı hakkında çok az bilgi vardır. Fakat destanlarında kullandığı dilden hareketle, günümüz araştırmacılarınca MÖ IX. yüzyılda, Batı Anadolu'da Smyrna'da (bugünkü adıyla İzmir) yaşadığı ifade edilir. Çünkü Homeros her iki destanında da içerisinde hafif Eol etkisi barındıran İon dilini kullanmıştır ve İzmir İon kenti olmadan önce bir Eol kentidir.