...
Marangozluğa, demirciliğe yeteneği olan da ona göre okur. Prenses Margaret'in oğlu; yani Lord Snowdon iyi bir marangozdur, mobilyacıdır. Ama onun da eksiği var! Bir karşılaştığımızda kendisine sormuştum. Bilemedi! Kim olduğunu sana söyleyeyim. Çok açık ki II. Abdülhamid Han, emperyal marangozların en büyüğü, en kabiliyetlisidir. Padişah olmasa, piyasada marangozluk işi tutsa milyarder olurdu. Avrupa çapında mobilya çıkarırdı. Yaptığı işler ortadadır fakat kimsenin haberi yok. Müzeye, saraya bir iki masasını koyarlar ama kimse gidip de Seyhülislamlık'taki, yani İstanbul Müftülüğü'ndeki Şeriye Sicili arşivlerinde bulunan raflarına bakmaz. II. Abdülhamid abartmıyorum, marangozluk alanında bir dehadır. 16'ncı asırdan kalma evrakın hem hava almasını hem de bozulup kurtlanmamasını temin eden enteresan dolaplar imal etmiştir. Nasıl bir perde çekmiş, kavelaları nasıl yerleştirmiş! Tam bir marangozluk dehası...
...
Eğitim düzeyini rahatlıkla anladığım bir yöntemim var. Üniversitede bazı imtihanlarda çocuklara harita çizdiriyorum. O haritaların çiziminden elde ettiğim sonuç utanç verici... Bazıları katiyen çizemiyor, komik şeyler karalıyorlar. Şüphesiz haritayı ilkokulda öğrenemeyen insanlar, üniversitede de çizemez. Siz de bir insanın aldığı eğitimin düzeyine bakmak istiyorsanız onun nasıl harita çizdiğine bakabilirsiniz, bu gayet teknik bir meseledir.
Elitlik, işini iyi yapan insanların toplumda dikey sınıflandırılmasıdır. Elit sistem demek irsi aristokratlık, soyluluk değildir; paranın elitizmi değildir; aklın, yeteneğin elitizmidir. Aklın elitizmi de illa ki matematik, fizik dahisini çıkaracak bir elitizm değildir; el emeği uzmanlarının da eliti vardır; yani parmakların ve ellerin de eliti bulunur. Söz gelimi, Türkiye'de benim tanıdığım en elit insanlardan biri döşemeciler loncasının eski başkanlarından Hüsnü Diker Usta'ydı. Ben onu derse davet ederdim, ölene dek de ettim.