O,"ben Senin Rabbin degil miyim?" dedi. Sen
"Evet" dedin."Evet" demenin şükrü nedir,
bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin
bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena
dergahindaki halkaya katılmaktir.(Divân-i
Kebir, s. 157, Gazel 251)
Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! Bu zamanın ve gelecek asırların Müslümanları ve bizler, Kur'an-ı Azîmüşşan'ın tefsiri olan öyle bir rehbere muhtacız ki; tahkikî iman dersleriyle, iman mertebelerinde terakki ve teali ettirsin. Hem korkak değil, bilakis Risale-i Nur talebeleri gibi cesur ve kahraman ve faal ve amel-i sâlih sahibi, mütedeyyin, müttaki ve bununla beraber, şahsî rahatlık ve menfaatlarını iman ve İslâmiyet'in kurtuluşu uğrunda feda eden, fedai ve mücahid Müslümanlar yetiştirsin, neme lâzımcılıktan kurtarsın. Hem taarruz ve işkenceler ve ölüm ihtimalleri karşısında, tahkikî iman kuvvetinden gelen bir cesaretle, Kur'an ve İslâmiyet cephesinden asla çekilmeyen, "Ölürsem şehidim, kalırsam Kur'anın hizmetkârıyım" diyen ve yılgınlık haline düşmeyen sadık ve ihlaslı, yalnız Allah rızası için hizmet eden, Nur talebeleri gibi İslâmiyet hâdimleri yetiştirsin, böyle muazzez Müslümanlar meydana getirsin.
En bedbaht sıkıntılı muzdarib, işsiz olan adamdır; zira ki atalet: Vücud içinde adem, hayat içinde mevttir.
Sa'y ise: Vücudun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet!
كَدَرْخُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ
(Güzel ve Huzur vereni al , çirkin ve keder vereni bırak) kendine düstur etmeli.
Güzel gör, hem güzel bak. Tâ güzel düşünmeli. Güzel bil, hem güzel düşün. Tâ leziz hayatı bulmalı.
Hayat içinde hayattır, hüsn-ü zanda emeli. Sû'-i zanla yeistir saadet muharribi, hem de hayatın kàtili.