Müminler içinde Allah'a verdiği söze
bağlılık gösteren nice erler vardır.
İşte onlardan kimi adağını ödedi
(Şehit oldu), kimi de bunu
bekliyor. Onlar hiçbir şekilde
ahitlerini değistirmediler. ( Ahzab 23)
Ey insan!
Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme.
Hayatın fenasını düşünüp, hüzne düşme.
Yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme.
Belki o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyum'a aittir.
Masarif ve levazımatını, o tedarik eder.
Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve ona aittir.
Sen, o gemide bir dümenci neferisin.
Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak.
O hayat sefinesi, ne kadar kıymetdar olduğunu ve ne kadar güzel faideler verdiğini ve o sefine sahibi zâtın, ne kadar Kerim ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret ve anla ki: Vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netaic; bir cihetle senin defter-i a'maline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihya eder.
Yargılamak, mücadele etmek şöyle dursun, günümüz insanı bu hayvani güç ve bayağı arzuları "özgürlük" adı altında kutsamaktadır.
Kur'an-ı Kerîm bu duruma şu ayetle dikkat çeker:
Nefsinin arzusunu ilah edinen kimseyi gördün mü?"
Dolayısıyla insanın özgürlük mücadelesi vereceği asıl tiran, kendi içindedir. Yani, "nefs-i emmâre'dir.