Kitap güzel başladı fakat ilerleyen kısımlarında yazarın bir psikolog edasıyla verdiği öneriler ve insanların robotmuş gibi her şeye benzer tepkiler verdiği duygusunu empoze etmeye çalışmış. Ritüeller bana göre kitapta olmamalı ve aynı şekilde soru cevap kısmında yine çok fazla kişisel görüş sanki bir kanunmuş ya da psikolojik Kural olmuş gibi anlatılmış. Kitabın başlangıcı hatırına yüksek puan kullandım boş zamanınızda okunabilecek bir kitap. Kişisel gelişim ve olumlama için okuyabilirsiniz, İyi okumalar dilerim.
Çocukların ve büyüklerin okuyabileceği güzel ve eğlenceli bir seri. Benim bile hala hiç duymadığım bilmediğim hayvanlar vardı okumanızı öneririm. İyi okumalar dilerim
Kitap güzel başladı ama yazarın tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlayamadım insanlara umudu mu yoksa mutsuzluğu mu iyimser olmayı mı yoksa karamsarlığı mı yoksa bunların bir bütün olarak aktarmaya mı çalıştığını anlayamadım. Kitap gereksiz uzamış ve çok fazla boş sayfa var. İçindeki klişe daha önce okuduğum farklı kitaplar veya düşünürlerin sözleri de pek çok yerde tekrarlanmış. Kısacası zamanınız çoksa kitabı okuyabilirsiniz ama kitabın ana teması ve anlatmak istediği şeyi hala çözmüş değilim bu beni rahatsız etti ve karamsarlığımı arttırdı. İyi okumalar dilerim.
Sıdıka dizisini izleyenler ve izlemeyen herkesin çok beğeneceği, Türkiye gerçeklerini ve aile yapısını genel manada yansıtan, çok orijinal ve güzel bir eser.
Öpücük balığı ve Fabriga kısımları yine kısa ve güzel öyküler olmuşlar okumanızı öneririm ben çok beğendim. Kitabı bana hediye eden kuzenim/ablama teşekkür ediyorum.
Yazarın arka kısım notu;
"Tuhaftı... Sanki herkes 'fabriga'nın gizli bir işaretini taşıyordu... Orkestra kimselerin duyamadığı tılsımlı bir fabrika sireni çalıyor; yaşamın vardiyası değişiyordu... O an, 'ağır sanayi'nin, olanca ağırlığı üstüme çöktü... Kendimi de fabrikanın bir ürünü gibi duyumsadım... Bir an için, 'fabrıga'nın yaşamımızda hiç olmadığını düşündüm... Düşünemedim... Sonra, önce senin,ardından diğerlerinin gülümseyen 'düğünlü yüzlerine baktım... Baktım ve 'fabrıga'nın başka bir şey değil, biz olduğumuza karar verdim... Çocukluğumdan beri pek sevmediğim, o koca, dumanlı deve ait yüksek fırınların, niye Ayşe, Ülkü, Zeynep gibi insan isimleri taşıdığını çözdüm..."
Şiir severlerin kaçırmaması gereken mükemmel bir eser daha fazla söze gerek yok iyi okumalar dilerim.
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorum