Mert pehlivan

Arkamı dönüp gidiyorum. Her bilmediğim yoldan. Cesaret abidesi iken korkağın teki olmak. Ve bunu sadece kendi şahsı münhasırımın biliyor olması. Dünyanın en aksi laneti!
Reklam
Sonbaharın demgahında vazgeçiyor şu gönlü arz-ı endamım. Gel n’olur aşk-ı ervahım. Ahkâm kesiyor iken şah un güller açıyor.
Kimsesizce uyumak istemiyorum. Yalnız başına üzülmek istemiyorum. Gecede kaybolmak istiyorum. Sessizce aymak istiyorum.
Dik bir yamaçtan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiyim.
Kara güçlerin cebirsel işaretleri yetmedi bize, Kurallarla sevemedik. Dayıcım, incecik sesim engin düzlükleri doldurur. Avakadonun çekirdeğine tezatlığı gibiydik, Sarı ve siyahtık aynı zamanda. Güneş ve gece Birbirimize zıt İnsan duymak, bilmek istiyor aslında Ama neyse Ben ve kırılmış kalbim çok yorgun Uyuyorum Uzunla bir süre gözümüzü ateşe dikip sustuk. İyi olacak. Gecenin ufkunda saklı kalan Karanfil, balık yemleri, antibiyotikler ve ağrı kesiciler. Uçmak istiyordu; şu gönlü şahanem...
Şiir