Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu 1. Balkan Savaşı sırasında Ordu'da subay olarak görev yapan Ömer Seyfettin, Balkanlar'da yaşadığı cephe ve sürgün anılarını belirli gün aralıklarıyla kaleme almış. Tarihimizin büyük bir hezimeti olan bu savaşı, birinci ağızdan okumak isterseniz, tutulan bu günlük notlarından fikirler edinebilir, Balkan milletlerinin Türk askerine karşı yaptığı muameleleri de bu satırlar arasında tüm gerçekliğiyle okuyabilirsiniz.
İkinci dünya savaşı sırasında Rus-Alman Savaşı'nın ortasında kalan Sokolov, savaşın acı yüzüyle karşı karşıyadır. Almanlara esir düştüğü sırada yaşadığı insanlık dışı tavırlara ve eziyetlere direnen Sokolov; bunların üstüne ailesinin yürek burkan haberini alır. Terhis olduktan sonra yetim bir çocukla karşılaşır. Öksüz çocuğa karşı konulamaz bir içtenlikle sevgi duyar ve beraber yaşama kararı alır...
İnsanın YazgısıMihail Şolohov · Alan Yayıncılık · 1987132 okunma
Sadık ikinci dünya savaşı sırasında cephede görevlidir. Eşi Cemile kaynanası ile beraber köyde yaşamaktadır. Cemile'ye kaynanası şu öğütte bulunmuştur: "Yalnız şunu bilmelisin ki, mutluluk ancak namus ve haysiyetini koruduğun sürece vardır. Bu sözümü sakın unutma!" Cemile'nin bu öğüdü unuttuğu ortadadır. Namus ve haysiyetini kaybederek eşi cephedeyken derede erkekleri öpmekle meşguldür. Köyün erkekleri de Cemile'ye sarkıntılık etmekle meşgul. Cepheden gelen bir asker olan Danyar ise evli bir kadın olan Cemile'ye göz dikmiştir. Cemile de Danyar'a. Tüm bunlar olurken Sadık'ın kardeşi olan Seyit, yengesine sahip çıkması gereken yerde yan gözle bakmaktadır. Ve başka bir adamla kaçmasına güz yummuştur.