İhtiyaçlarımıza duyarlı olunmayan bir ilişki içinde var olmayı sürdürmek de aslında kendi kendimize yaptığımız bir acımasızlıktır. Zaten ihtiyaçlarımızla ilgilenmiyorsak, bizim ihtiyaçlarımızla ilgilenmeyen biriyle birlikte oluruz. Bu, şemanın ta kendisidir.
Bu işi çok becerikli yapmaya çalışıyoruz. "Çok kadınsı olayım, çok erkeksi olayım, çok düzgün davranayım ki, hayır diyemesin." Hayır! Aslında burada kırmamız gereken şey şu: "Ben sadece kendimi ortaya koyayım." Çok daha ucuz, ekonomik bir versiyon bu ilişkilerde. Yüzde 50'si budur. Benim yapabildiğim tek şey budur. Ondan sonra karşı taraf ne yapacağına karar versin. Bu bir dans. Yani bütün hareketleri ben yapayım ki, kuklaya dönsün. Aklını alayım tarzında bir yaklaşım ve yanlış bir yaklaşım.
Bazıları ilişkiden ısrarla kaçınabiliyor. "Benim ihtiyacım yok" deyip benzinliğe girmiyoruz, yemek yemiyoruz. "Ben, benzin almadan da gidebilirim." Çünkü "Soyguna uğrar mıyım benzinciye uğrarsam?" deyip benzinciden korkuyoruz; ama o zaman da benzinimiz bir noktaya kadar gidiyor. Ya da gidemiyoruz, korkuyoruz, yol alamıyoruz.
Eğer yeterince sevgi, saygı, huzur alıp verebiliyorsak, dengedeyiz. Yaşadığımız anlamlı geliyorsa, yaşama sevincimiz varsa ruh halimizi dengede diye anlatabiliriz.