Zaten tren yolculuklarına özgü o kısacık, ani sarsıntılarla kesintiye uğrayan yarım uykulara dalmaktan kaçınıyorlardı aslında: bu tür uykularda neredeyse geçmişinin başarısızlıklarına kayardı kişi, hem de trenin ileriye atılışına denk düşen bir hızla.
Kalabalık bir çarşıda, kızgın güneşin altında kalmış bir kedi yavrusu kadar çaresizim.
Geçmişi silinmiş birini anlatmak zorundayım. Yeni çaresizliğim ondan.
Otuzların kadını, kurgulanmayı değil, anlatılmayı bekliyor. Yazarın en ufak sürçmesinde, kendi biricikliğinden sıyrılıp onun geçmişte kullandığı sözcük ve imge öbeklerinin arasına karışabilir, sıradanlaşabilir, gerçekliğini yitirebilir.