NUTK-İ ŞERÎF
Aşkın kime yâr olur dâim işi zâr olur
Dinmez gözünün yaşı yanar içi nâr olur
Sevdâ‐yı zülfün kimin takılsa gerdânına
Mansûr gibi âkıbet yolunda berdâr olur
Leylâ‐yı aşkın senin her kimi mecnûn eder
Firkât oduna yanıp her gece bîmâr olur
Varlık cibâlin kesip dost iline yol eder
Ferhat'leyin gözünün yaşları pınâr olur
Şol İbrâhim Edhem’i dervîş eden aşkındır
Derdine düşen şâhın tahtı târümâr olur
Ben de ârı terkedip girdim bu dervîşliğe
Her kim senin aşkına düşdüyse bî‐âr olur
Bu yolda cânın veren cânân alır yerine
Aşk dükkânında anın cânıyla bazâr olur
Ey dilber‐i rûhânî al koma işbu cânı
Sevdâna düşeliden dünyâ bana dâr olur
Terk et Niyâzî seni bul anda o Sultân'ı
Her kim cânından geçer ol vâsıl‐ı yâr olur
Niyâzî Mısrî
Kuddise Sırruh
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN