“İster acıklı, ister mutlu; ister uzun,ister kısa..
Film bitiyor bir gün. Olması gereken, olması gerektiği zamanda oluyor..
O an ışıklar yanıyor.. Perdedeki görüntüler sona eriyor.
Seyrettikleriniz hayal oluveriyor.."
Ne kadar uzun yaşarsan yaşa, herkesin kendi yaşamını kaybedeceğini, kaybetmekte olduğu, yaşamdan başka yaşamı olmadığını unutma. Bu nedenle de en uzun yaşam da en kısa yaşam da aynı sonuca varır. Çünkü şimdiki zaman herkes için aynıdır, bu nedenle geçip giden şey de aynı şeydir. Hiç kimse geçmişi ve geleceği kaybedemez. Kimse bir insandan sahip olmadığı bir şeyi alamaz. O halde şu iki noktayı unutmamak gerekiyor. Birincisi; ilk baştan beri her şeyin aynı olduğu ve sürekli olarak aynı şeylere dönüştüğüdür. Bu nedenle belirli bir süre için yada sonsuz bir zaman boyunca bir şeyi görmek arasında fark yoktur. İkinci noktaysa bir insan hangi yaşta ölürse ölsün aynı şeyi kaybeder. Şimdiki an kaybedeceğimiz tek şeydir. Çünkü sahip olduğumuz tek şeydir. Hiç kimse sahip olmadığı şeyi kaybedemez.
Yaşam, sürekli değişen, benzerlikleri olabilen ama yinelenmeyen bir tiyatro sahnesi. Baş oyuncusu sensin ama yönetmeni de sen olmalısın. Alkış alabilirsen ne âlâ, alamazsan da boşver. Yeniden denersin, ya da vazgeçersin. Başarısızlıklar ve yapamadıkların için ya da ayrılıklar ve aşk acıları yüzünden sıkıntı çekmek çok anlamsız ve yanlış.