Kahramanlar Hep Erkek

·
Okunma
·
Beğeni
·
993
Gösterim
Adı:
Kahramanlar Hep Erkek
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917807
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Duygu Asena bu kez öykü yazdı. Kitapta 13 öykü ve bir masal var.Aslında masal, Onüçbuçukuncu öykü.Gerçekten bir masal mı bu? Neden o bir masal da, ötekiler birer öykü? Peki kitabın adı niçin "Kahramanlar Hep Erkek!"?
Yani erkekler kahraman olmayı mı isterler yoksa kahramanlar erkek mi olur? Ya da asıl kahramanlar kadınlar mıdır?
Evet kahraman kim? Dahası kahraman olmaya gerek var mı?
(Arka Kapak)
Kadınlar gerçekten eziliyor mu? Feministler de abartıyor artık. Erkek düşmanı kız kuruları...

Evet eziliyor. Hayır abartmıyorum. Hayır erkek düşmanı değilim. Kız kurusu ne demek bilmiyorum.

Bunlar cevaplamak zorunda kaldığım duyduğum sorulardan ve eleştirilerden üç taneciği. Erkek düşmanı değil kadınlar üzerindeki egemenliğine ve baskıya düşmanım. Azılı bir düşman hem de. Size basitçe fikirlerimi söyleyeyim ve nasıl erkek düşmanlığı yapmadığımı anlatayım ki yazarı da yanlış anlamayın. Erkeklik ve kadınlık hormonunu çok yanlış anlayan atalarımız ve bu hormonlara yüklenen saçma sapan misyonlar.. Ben; kadınlardan ağızlarını kapatmadan attıkları kahkahaları duymak, istedikleri yere istedikleri zaman istedikleri gibi giyinerek gittiklerini görmek, kariyer yaptıklarını, başı dik kendin emin yuruduklerini görmek ve toplumca dayatılmış diğer şeylere karşı çıktıklarını görmek istedigim gibi, erkeklerin de saklamadan ve saklanmadan ağladıklarını, güç rekabeti yapmadığını, erkek olduğu için katı, soğuk, gaddar değil karakterinde olduğu gibi kırılgansa kırılgan sertse sert kibarsa kibar davrandığını görmek, cinsel üstünlük kurmak zorunda olmadığını bildiğini görmek, evin tüm maddi yükünü kendi çekmek zorunda olmadığını bilmesini istiyorum. Yani bütün insanlara mutluluklar ve huzurlar diliyorum. Bunca laf ettin kitapla ilgili bilgi vermedin kitap ne anlatıyor diye sormayın. Beni bunları yazmaya itti işte.


Kitap 13 öykü ve bir masaldan oluşuyor. Kitap boyunca bazen kıkırdadım bazen gözlerim doldu çoğu zaman evet bu gerçek bunu yaşadım ya da şahit oldum dedim ve bu gerçekler canımı sıktı. Aslında Duygu Asena hepimizin parça parça ilişkilerde yaşadıklarımızı yazmış. Okuyan her insanın kendisinden bir şeyler bulacağına emin olduğum öyküler yazmış. Ha bu arada kitap çok gerçekçi yazılmış ve bazı sahneler detaylı şekilde, eğer cinsel sahnelerden hiç hoşlanmayanlar varsa onlar için söylemiş olayım.
Yine de, rahatsız olacağınız şeyin cinsel detaylar yerine yazılan fiziksel ve psikolojik şiddetin gerçekten var olduğunu bilmeniz olmasını umut ediyorum. Tabi ki bütün kadınlar veya erkekler böyle değil fakat kim burda yazılanların yaşandığını hatta çoğunlukta yaşandığını inkar edebilir? Bir hikâyede de kadına sadece erkeğin değilin hemcinsinin de ne kadar zarar verdiğini okuyacaksınız. Ne yazık. Ama artık olmasın. Kız kardeşliği ilmek ilmek işleyeceğiz damarlarınıza.
Eleştireceğim tek şey sondaki masal. Çok bastan savma olmuş. Belki 13 hikaye sonunda içe su serpen bir masal olsun istedi Duygu Asena ama beni hiç etkilemedi. Illa kavga acı olsun öyle etkilenirim demiyorum, ama mutluluğun bir çemberi varsa bu masal çemberin içindeki küçücük basit bir nokta olarak kaldı gibi. Bilemedim...
Dili oldukça basit fakat konu bakımından benbaştan tavlandım zaten. Okuması kolay fakat hazmetmesi zor. Önereceğim ve tekrar tekrar okuyacağım bir kitap oldu.

Iyi okumalar.
Duygu Asena bu kez kendine özgü diliyle kısa öykülerden oluşan bir kitapla çıktı karşıma. Kullandığı dil akıcı, öyküleri hayatın içinden oldukça çarpıcı.
Kitap kolayca sizi saracak ve okutturacak cinsten. Dili çok çok basit, öyle kafa yoracağınız, bir kere daha okuyayım diyeceğiniz cümleler yok. Her ne kadar bazı erkeklerin hayatlarına da yer verilmiş olsa da, kadınların hayatları bana daha ilgi çekici geldi. Bu kadar farklı yelpaze de insanların hayatlarına bakmak bana daima eğlendirici gelmiştir. Bu açıdan baktığımız da kitap size kendini kolayca okutturarak, kendine dair bir beğeni hissi oluşturabilir. Hele ki gerçekten boş kafa ile, sakin bir yerde içene dalarak okursanız, kahramanlarla hisleri paylaşabilirsiniz.
Şimdi gelelim sevmediğim kısma. Hikayeler de ortak olan bir şey vardı: " Cinsellik" Eee diyeceksiniz ne var bunda. Şu var tam olarak cinselliği beni ilgilendirmeden ele aldığımda , normal hayatta duysam kesinlikle saygı duymacağım aşk hikayelerini tutku, ihtiras, aşkın en ulvi hali gibi cinsellikle verilmesini hoş bulmuyorum. Düşün ki bir kadın evlendiği adamın erkek kardeşine "Tutku"yla bağlanıyor, bir anda uçağa binip onunla yaşamak için Kanada'ya gidiyor ve bu kararından hiç bir pişmanlık duymuyor. Üstüne bir de eski kocasından gelen kartları, kızına amcandan kart gelmiş diyerek okuma yüzsüzlüğü gösterebiliyor. Bir diğer adam kumsalda tanıştığı bir kadına yine "Tutku" ve "Şehvet" ile bağlanıyor. Hem kadın hem adam evli olmasına rağmen gezip, tozup aşklarının tadını çıkarıyorlar. Birlikte yat gezilerine çıkıyorlar. Adam "Erkek adam dediğin kadınına hesap ödetmez." diyerek erkekliği hiç elden bırakmıyor. Bu hikaye de asıl yaralayan, içini acıtan ne biliyor musunuz? Adamın karısı başında yemenisi, bütün görevi çocuk ve ev işi olan, dört gözle eşinin yolunu gözleyen bir kadın. Şimdi sorsan bu adama kendi eşine ne almıştır bugüne kadar, ama sevgilisine on günlük tatil armağan eder. Heyt be adamlığa bakın. Üstüne bir de bu kadını evine götürüp, kendi eşiyle tanıştırır. Yüzsüzlüğe bakın. Oysaki eşinin aklından ilk geçen cümle şudur: "Misafir geleceğini bilsem, şalvarımı çıkarır, etekliğimi giyerdim. " Böyle adamlar kendi eşine bir uyduruk elbise almaz, ufacık bir kişisel bakım malzemesi istese para saçıyor olur. Ama elin bakımlı, taş gibi karısına tutkuyla aşık olur. Bir de üstüne nerde onun narin,zarif elleri , nerde benim karımın nasır tutmuş elleri der. Bence fazlasıyla mide bulandırıcı... Bir başka kahraman eşine akşam bara gidip arkadaşlarıyla takılmanın kafa dağıtmak için olduğunu, aksi halde bu hayatın çekilmeyeceğini vurgular. Barda başka kadınlarla kahkahalar eşliğinde gülebilir. Ama karısı o bara gelirse onu rezil etmiş olur ve karısını boşar. Bir başkası karısına ilişkimizi taze tutmak için arada başkalarıyla olmalıyız yoksa nasıl yıllarca yan yana kalabiliriz der.
Bu hikayeler böyle uzayıp gidiyor işte. Bana fazlasıyla itici ve mide bulandırıcı geliyorlar. Ve bu tip aslında aldatmanın, yüzsüzlüğün, sadakatsizliğin, bencilliğin kol gezdiği öykülerin sadece şehvetli aşk kısımlarına vurgu yapılması beni çileden çıkarıyor.
Kitabın adıyla bu hikayeleri karşılaştırınca şunu diyebilirim sadece, kitapta kahramanlar varsa da ben göremedim.
Şimdi sonuç olarak kitabın iki yönünü de bir kefeye koyun. Okumak isterseniz şimdiden keyifli okumalar.
Ayrıntılarıyla kadın sorununa değinilen, salt cinsellik sorunlarıyla değil, ayrıntılı bir çok konuya değinilen güzel bir kitap. Duygu Asena'nın dilinin sadeliği ve akıcılığıyla hemen bitiveriyor kitap.
O sana vurmayı kendinde hak görüyor. Niçin ona izin veriyorsun? Izin vermiyorum. Bunların dineceğine inanıyorum, anlayış gösteriyorum. Bu anlayış değil, sen de kendini küçük görüyorsun, ona karşı çık, konuş, kendine vurdurtma. Kimseye bunu yaptırtma, kendi kendine saygın ne oluyor?
Duygu Asena
Sayfa 27 - Doğan Kitap / Nur ya da Yalan
Tüm kadınlar aynı şeyi yapsalar ne olurdu? Bunun bir erkeklik hakkı olduğunu savunarak, geceleri dışarılarda eğlenen kocaların kadınları, bir akşam aynı anda dışarı çıksalardı... Süslenip püslenip kocalarının bulunduğu yerlere gitselerdi...
Duygu Asena
Sayfa 66 - Doğan Kitap / Candan ya da elmalı kek
Koca bir dünya, milyonlarca, milyonlarca insan, kim bilir ne dertler ne acılar içindeler, ben küçücük ve önemsiz bir noktayım... Evet ben hiç önemli değilim.
Duygu Asena
Sayfa 147 - Doğan Kitap / Filiz ya da saten sabahlık
İnsan mutsuzsa bunun çaresini bulabilir. Bu denli mutsuzluk aptal insanlara özgü.
Yaşam, sürekli değişen, benzerlikleri olabilen ama yinelenmeyen bir tiyatro sahnesi.
Duygu Asena
Sayfa 148 - Doğan Kitap
Kurallar. Kurallara uymamak ya da kendi kurallarını yaratıp onlarla yaşamak özgürce. Demek ki yapamadım, özgürce yaşadım sandım. Ne tür bir yaşam sürdürdüm ben? Başkalarının düşüncelerine uyarak, bir tutsak gibi mi? Yoo, özgürce yaşadım, aklıma eseni yaptım, en azından ailem evde kaldın diye baskı yaparken, 34 yaşıma kadar evlenmemeyi başardım.
Duygu Asena
Sayfa 12 - Doğan Kitap / Nil ya da Aşk

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kahramanlar Hep Erkek
Baskı tarihi:
Mart 2008
Sayfa sayısı:
165
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917807
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Duygu Asena bu kez öykü yazdı. Kitapta 13 öykü ve bir masal var.Aslında masal, Onüçbuçukuncu öykü.Gerçekten bir masal mı bu? Neden o bir masal da, ötekiler birer öykü? Peki kitabın adı niçin "Kahramanlar Hep Erkek!"?
Yani erkekler kahraman olmayı mı isterler yoksa kahramanlar erkek mi olur? Ya da asıl kahramanlar kadınlar mıdır?
Evet kahraman kim? Dahası kahraman olmaya gerek var mı?
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Aslı Tuncel
  • EMİNE MUTLU
  • CEMİLE ÖZETÇİ
  • Sanem Fergan
  • Devrim Özgür Savaş
  • Meral Baykal
  • Işık Güner
  • Cagla Kır
  • Nesem Gorkem
  • ayse arı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.7
25-34 Yaş
%16.1
35-44 Yaş
%48.2
45-54 Yaş
%19.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%91.3
Erkek
%8.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.9 (4)
9
%22.6 (7)
8
%25.8 (8)
7
%25.8 (8)
6
%3.2 (1)
5
%6.5 (2)
4
%3.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0