Zaman, usta bir terzi gibi kusursuzca dikmişti Peri’nin hayatını sarmalayan iki kumaşı; etrafın onun hakkında düşündükleri ile onun kendisi hakkında düşündükleri.
Leyla kıpırdamadan yatar, dinlerdi; keşke Anne onun, Leyla’nın şehit olmadığını, hala yaşadığını, yanında olduğunu, umutları, bir geleceği olduğunu fark etseydi. Ama Leyla kendi geleceğinin, ağabeylerinin geçmişiyle boy ölçüşemeyeceğini biliyordu. Yaşarken kızı gölgede bırakmışlardı. Ölümleriyle de yeryüzünden tamamen silmişlerdi. Anne şimdi onların hayat müzelerinin müdürüydü, Leyla ise yalnızca bir ziyaretçi.
Parmak uçlarından bakıyorum dünyaya Girmek isteyipte giremediğin kapılar Ardına kadar açık kalmış Senden sonraki kapamayı unutmuş galiba Hafif bir rüzgar esiyor dışarıdan Bana ait olmayan hayattan Üşüyorum, usulca kapanıyor gözlerim Hayaller prensesi sihirli tozlarını serpiyor Rüyadaydım demin Belki de gerçekteydim Kimin umrunda ? Mavinin her tonunu işlemiştim yüreğime Kanım turkuaz, gözyaşım billur Senin adını duydum, yapraklardan Kuşlar gittiğin yeri gösterdi . . . Diler