İlk defa bir Mustafa KUTLU kitabı okudum ve açıkçası çok sevemedim. Dış kapağı o kadar tatlı ki içini ısıtan bir hikaye okuyacağını zannettiriyor insana oysa ki bambaşka bir kitap. Öncelikle bir kasabayı ayrıntılarıyla tanıttıran yazar zamanla insanların hikayesine geçiyor. Bu akıcılığı çok güzel sağlıyor neredeyse sayfaların su gibi aktığını anlamıyorsunuz. Kitap bir otobüs yolculuğunun başlaması ve yolculuk süresi boyunca yaşanılanları ve insanları anlatarak devam ediyor. İnsanlar halktan gerçek hayattan yaşanması mümkün şeyler ancak tam sona yaklaşıyor ki bunun bir hikaye değil de sinema senaryosu olduğunu söylüyor. Sonuca bağlanmadan "stop" sesiyle hikaye bitiyor . Sonra yönetmen sinemanın ne olduğunu anlatan bir konuşma yapmak için kadraja giriyor. Bunlar felarca çekilirken hikayede anlatılan bir olayın aslında senaryo olmadığı gerçek olduğu ve amaçlarına ulaşırken bir oyuncunun vurulmasıyla bitiyor. Herkes şaşkın çığlık çığlığa. Asistan kızın yönetmene naptık biz dediği cümlede kitap bitiyor. İşte en sinir bozucu olan bu. Oyuncu ilk başta gülüp eğlensede o vurulmanın gerçek olması ve ölmesi sonunda ne olduğunun bilinmemesi. Yarım yamalak hissettirdi. Velhasıl yazar kurguyla gerçeği birleştirip kitabı bitirdi...
Son olarak eklemek istediğim kitapta sadece bir şeyi çok sevdiğim. Sayfaları incitmeden çevirin uyarısı. Kitap bitene kadar tatlı bir tebessüm sebebi oldu. Yazarın kitaplarını sevenlere iyi okumalar dilerim...
Uzakta bir nokta benek oldu, benek damla oldu,
damla şekil oldu ve şekil, çizgili pijamalı bir çocuk oldu...
Hangi ırktan olursa olsun ayrımcılığın acısı hep aynı. Bu kitap bir soykırım hikayesi. Ve en can alıcı noktası bir çocuğun gözünden anlam veremeden anlatılması. Çocukların dünyasında dil din ırk ayrımı asla olmaz bunlar büyüdükçe insanlara öğretilen hatta zorla mecbur bırakılan şeyler. Kitabın sonunda her ne kadar bu olanlar yıllar yıllar önceydi bir daha asla olamaz dese dahi günümüzde yapılan soykırımların maalesef ki haddi hesabı yok. Masum çocukları, insanları acımasızca katleden herkese lanet olsun. Mahkeme-i Kübra'da hakettiğiniz cezayı almanız dileğiyle...