Okuduğum ilk Kerem Eksen romanı ama şunu söyleyebilirim ki yazar modern çağın amatör Oğuz Atay’ı gibi hissettirdi bu kitabında.
Konusundan biraz bahsedecek olursam, hasta yatağındaki tarihçi Fikret’in bir döngü yöntemiyle hayatının belli parçalarını hatırlayıp anlatmasını okuyoruz. Genç ‘şair’ olduğu yıllar, Wisconsin’de yaşadıkları ve günümüz hasta yatağı -kendi tanımıyla Akıncılar’daki o pazar günü- hikayenin döngü yolunu oluşturuyor.
Anlatıma gelirsek, gittikçe derinleşen ve içine alan bir anlatım var. Sürekli aynı yere dönen anlatım bana kalırsa çok iyi oluşturulmuş. Kitabın arka kapak tanıtımında ifade edildiği gibi “hınzır, ironik, akıcı ama aynı zamanda tuhaf bir roman. “
Kitabın cümleleri; hasta yatağında, bir anda hafızasında patlayan flaşlar gibi aklına gelen olayları sıralayarak yazılmış ama asla gelişigüzel bir yazı değil. Bilinçakışında olduğu gibi yoran bir anlatım yok. Diğer kitaplarını bilmediğim için bir kıyas noktam yok ama yazara başlamak için fena bir kitap değil.