Sessiz Hasta, okur olarak beni sürekli şüphe içinde bırakan, kime güveneceğime bir türlü karar veremediğim bir kitap oldu. Hikâye ilerledikçe neredeyse herkes bana suçlu gibi göründü; karakterler masumiyetten çok, gizledikleri şeylerle öne çıkıyordu. Bu da kitabın psikolojik gerilimini diri tutan en önemli unsurdu.
Okurken sık sık fikrim değişti; bir an haklı bulduğum karakteri birkaç sayfa sonra sorgulamaya başladım. Bazı noktaları tahmin edebilmiş olsam da bu durum okuma keyfimi düşürmedi. Aksine, son bölümlerde tempo ciddi şekilde yükseldi ve kitabı nefes almadan bitirdim. Yazar, okuru bilinçli olarak yanlış yerlere bakmaya yönlendiriyor ve bunu oldukça ustaca yapıyor.
Edebi açıdan çok derin bir metin olmasa da akıcı dili, kısa bölümleri ve psikolojik gerilimiyle güçlü bir okuma deneyimi sundu. Deneyimli polisiye okurları için bazı detaylar erken fark edilebilir; yine de genel olarak sürükleyici ve tatmin edici bir kitap.
Ben beğendim, keyifle okudum.
Hyunam-Dong Kitabevi bende beklenen etkiyi yaratmadı. Kitabı okurken sıkıldım; çünkü benim için kitap, günlük hayatın sıradanlığından kaçış demek. Oysa bu roman, kaçış sunmak yerine beni yeniden gündelik hayatın durağanlığına hapsetti. Bir şeyler anlatmasını, en azından bir yere varmasını bekledim.
Evet, kitap “sade”, “yavaş”, “iyi hissettiren” olarak pazarlanıyor. Ama bu sadelik, bir noktadan sonra derinlikten çok boşluk hissine dönüşüyor. Olay yok denecek kadar az, karakterler yüzeysel kalıyor ve anlatı sürekli aynı duygusal tonda ilerliyor. Bir süre sonra okur olarak merak etmeyi bırakıyorsun; sadece bitsin diye sayfa çeviriyorsun.
Beni en çok rahatsız eden şey, kitabın gördüğü aşırı övgü oldu. Bu kadar şişirilmiş bir beklentiyle girince, karşıma çıkan metin hayal kırıklığı yarattı. Sakinlik başka bir şey, anlatacak sözü olmamak başka. Burada ikinci tarafa daha yakınız.
Elbette bazı okurlar için bu kitap bir mola, bir nefes alanı olabilir. Ama benim için değil. Ben kitapta çatışma, dönüşüm ya da en azından zihnimi meşgul edecek bir derinlik arıyorum. Hyunam-Dong Kitabevi ise bunu sunamadı.
Sonuç olarak: kötü bir kitap değil, ama abartıldığı kadar da iyi değil. Benim için fazla sakin, fazla düz ve maalesef sıkıcıydı.
Sarı Yüz boyunca beni en çok zorlayan şey, kimin haklı olduğuna bir türlü karar verememek oldu. Sürekli taraf değiştirdim; bir an haklı bulduklarımı birkaç bölüm sonra sorgularken yakaladım kendimi. Kitabın başlarında nereye varacağından emin olamadığım için biraz sıkıldım ama ilerledikçe bunun bilinçli bir tercih olduğu anlaşılıyor. Sonlara doğru tempo ciddi şekilde yükseliyor ve ben de kitabın final kısmını neredeyse nefes almadan okudum. Bittiğinde ise Jun için düşündüğüm tek şey, durmayı bilmeyen biri olduğuydu. Kendini sürekli haklı çıkaran, sınır tanımayan ve geri adım atmayan bir karakter. Kitap bende “manyak kadın , dur artık” dedirtecek kadar rahatsız edici ama etkili bir okuma hissi bıraktı.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma