Gece Yarısı Kütüphanesi okurken keyif aldığım ama bitirdiğimde zihnimde çok derin izler bırakmayan bir roman oldu. Temel fikri güçlü; alternatif hayatlar üzerinden “keşke” duygusunu sorgulaması etkileyici. Ancak bu fikir, fazla sade ve yer yer yüzeysel bir anlatımla sunuluyor. Okuru zorlamayan dili ve kısa bölümleri sayesinde akıcı bir okuma deneyimi sağlıyor, fakat felsefi derinlik beklentisi olanlar için yetersiz kalabilir. Yine de tam da bu hafifliği sayesinde, okuma alışkanlığı kazanma sürecinde ya da zihnin yorgun olduğu dönemlerde insana iyi gelen, doğru zamanda doğru yerde duran bir kitap.
Saç Örgüsü, üç farklı coğrafyada yaşayan üç kadının hayatını sade ama etkili bir dille birbirine bağlayan bir roman. Büyük olaylardan çok, kadınların gündelik hayatta verdikleri sessiz mücadelelere odaklanıyor. Akıcı dili sayesinde çabuk okunuyor; ancak yüzeysel kalmıyor. Saç metaforu üzerinden kimlik, beden ve dayanışma temalarını düşündürüyor. Umutsuzluğa kapılmadan güç veren, bitince insanda yumuşak ama kalıcı bir etki bırakan bir kitap. Birbirini hiç tanımayan kadınların, görünmez bir bağla aynı hayata tutunuşunu anlatıyor.