Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın.
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla..
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde.
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum...
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda.
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında.
Erdem Bayazıt
Bu şehirden gidiyorum.
Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi,
Gururu yıkılmış soyatlar gibi,
Bu şehirden gidiyorum.
İnsanlar taş gibi bana yabancı...
Ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarda.
Bir tanbur bir yalnızlığı anlatıyorsa
O ışıksız pencereden,
Ben onu duymuyor gibiyim..
Bir ağaç ölüyorsa kapınızın önünde,
Ben onu bile duymuyor gibiyim.
Bu şehirden gidiyorum.
Gömerek geceyi içime..
Sabahın hüznünü beklemeden
Gidiyorum bu şehirden.
Erdem Bayazıt
Ölüm! Sonsuzmuş gibi yaşadığımız hayatlarımızın, canımız ne zaman isterse telafi edebileceğimizi sandığımız hatalarımızın, bir gün çok geç olabileceğini hiç bilmiyormuş gibi ağırdan almalarımızın şaşkın seyircisi....
Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar...
Murathan Mungan