Ahh ben ne okudum böyle, hala etkisinden çıkamıyorum.
Bazı sayfaları, ben mi yanlış anladım acaba? diye dönüp tekrar okudum.
Zaten kitap büyük eleştirilere maruz kalmış döneminde, çoğu yayınevi basmak bile istememiş. Galiba herkesin ortak düşüncesi , bu vahsiliğin küçük çocuklar üzerinden anlatilmasi olmuş. Ama yazarın vermek istediği mesaj da kötülük doğuştan mi gelir, yoksa sonradan mi kazanılır düşüncesini okura iletmek olmus.
Kitap; bir grup çocuğun, savaş ortamından kacirilirken, uçağın bir ıssız adaya düşmesiyle baslar. Yaşları 6-12 arasında olan çocuklar, basta bir grup olarak hareket ederken zamanla bu bir güç gösterisine döner. Kitabın 4 ana karakteri var bana gore, her biri aslında bir şeyleri simgeliyor verilmek istenen mesajlar bu çocuklar üzerinden anlatılıyor. Ralp liderligi , Domuzcuk aklî ,Jack gücü, Simon ise iyi niyeti temsil ediyor.
Ilk başlarda her sey yolunda gitse de ne yazık ki o güzelim ada sonradan bir cehenneme dönüşüyor çocuklar icin. Özellikle Jack'in avlanma ıstegi çocukların başına olmadık işler açıyor.
Ben, özellikle çocukların gök gürültüsü eşliğinde, dans ederken kendilerinden geçip Simonu, kurban etmelerini daha unutamıyorum. Ve okurken gerçekten bu kadar da olamaz dedim. Yazar bizim masum çocuklarımıza bunu gerçekten yaptırmış olamaz dedim. Ah simon...
Bu sene içinde galiba beni en çok etkileyen kitap Sineklerin Tanrısı oldu. Etkisinden uzun bir süre çıkabileceğimi düşünmüyorum..
Herkesin mutlaka okuması gereken bir klasik.
Keyifli okumalar
#sineklerintanrisi
#isbankasiyayinlari
#mosernklasiklerdizisi#mineurgan