Dikkat, mânen ve maddeten ilerlemenin, tekâmül etmenin, hayat yolunda sendelemeden yürümenin ilk şartıdır. İnsan mânevî yüceliklere, evrenin ve insanın sırlarına önce dikkat ile ulaşır. Ancak dikkatli ve uyanık insanlar kendi gönüllerinin derinliklerine inebilirler. Dikkat olmadan düşüncenin gelişmesine imkân yoktur. Dikkat halinde insan nice gerçekleri yakalar, nice güzellikleri yaşar. Önemli olan dikkatin ve düşüncenin tadını almaktır. Okuyan insan, dua eden insana benzer. Türkçe’de okumak kelimesinin aynı zamanda dua etmek anlamına gelmesi rastlantı değildir. Her insan kendisinde bütün insanlık ve kâinatın sırlarını taşır. Kendi kendisini tahlil, insanı derin gerçeklere götürür.
Severim her güzeli senden eserdir diyerek
Koklarım goncaları sen gibi terdir diyerek
Çekerim sineye her cevri kaderdir diyerek
Yanarım ömrüme vallahi hederdir diyerek
Bedri Ziya Aktuna
youtu.be/EwMp0xb2cNY
Zülfüne dil besteler zülf-ü perîşânın kadar
Görmedim sayyâd-ı dil âlemde müjgânın kadar
Ben değil görmüşmüdür çeşm-i felek ânın kadar
Uğruna cânım fedâdır sev beni cânın kadar
Merhamet kıl sevdiğim meftûnuna şânın kadar
-Fuzûlî
youtu.be/h4UUcguMeZQ
“Bir sırdan geldik, bir sırra gidiyoruz”. Bilinmeyenler içinde yaşıyoruz. Bir taraftan uzaya gidiyor, bir taraftan ıstıraplar içinde kıvranan insanlar karşısında ne yapacağımızı, ne söyleyeceğimizi şaşırıyoruz.
Elde edilmesi en güç dostluk, insanın kendi kendisiyle dost olmasıdır. Ve kendimizi yalnız kendimiz kurtarabiliriz. Ebedî Yunus,
“Bir siz dahi sizde bulun
Benim bende bulduğumu”
diyor.