Asıl biz, düşünmeyi durduğumuzdan islamla olan ilişkimizi gevşettik, hatta yer yer kopardık. İslama olan aşkımızı yitirdik. Zekamızı kör bir ezbercilik batağına sapladık.
Değil ilim çalışmaları, günlük siyasi problemlerimizde bile, buradaki peykleri aracılığıyla "dış basın" denen batı kafası, bize en yarayışsız çözümü empoze eder. Sanki biz düşünmekten korkarız da bizim yerimize o düşünür.
Tek açık kapı şu: Batı düşünecek, biz de onu hemen alacağız. O da, biz daha mevcudu aktarmadan artıp geliştiğine ve değiştiğine göre, yetişememekten gelen süşünce hafakanı içine yuvarlanmamız işten bile olmuyor.
Misyoner mantığının, batılı sığ bilginin yaydığı peşin hükümler havuzunda yüzüp duruyoruz. Profesörler de dahil bütün aydınlar kadrosu, düşünce örgüleri bir yığın peşin hükmün eklem ödevini gördüğü bir düşünce magmasına sahiptir.