Bu kadarını yapabiliriz birbirimiz için, değil mi? diye sormuştu. Evet en azından bu kadarını yapabilmeliydik. Aynı dünyadan ve zamandan geçtiğimiz için, bu hususta kendimizi borçlu bile hissetmeliydik. Güzel düşlere yatıramasak da birbirimizi, hiç değilse kâbuslardan uyandırabilmeliydik.
Hepimiz aynı dertten mustaribiz Hülya! Salgın bir hastalık sanki. Görüyoruz ama görmediğimize inandırmaya çalışıyoruz kendimizi. Susmanın günahından böyle kurtulabilirmişiz gibi. Gözümüzde maraz yok. Maraz akılda, kalpte. Korkunç bir mikrop dolaşıyor içimizde.
Artık anlıyorum, insan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor. Ne dünyanın ne kendisinin. Kalbin terazisi, yitirilmiş hiçbir şeyin kıymetini hakkıyla ölçemiyor.
Her şey bitsin istiyorum. Aslında her şeyin biteceğine inanıyorum. Diyorum ki kendime, birazdan eriyecek buzullar. Bütün nehirler taşacak, volkanik dağlar patlayacak,cümle akrep kendini sokacak, turnalar kanatlarını yolacak. Dünya duracak birazdan. Bir çocuk ölünce çünkü, dünya durmalı.
Siz bize her ağır iftirayı attıktan sonra gönlümüzü avlamak için latif cins diyorsunuz. Biz de size bütün o erkekçe böbürlenmelerinize, erkeklik iddia edişlerinize rağmen zayıf cins diyeceğiz. Çünkü her yerde polat kesilerek kadın karşısında sıfırı tüketir.