Merve

Merve
@Merveee______
Kendime notlar_7
Puan vermedi·328 syf.··
2026 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:49
Kitap bölümler halinde hazırlanmış, özellikle günümüz koşullarında herkesin öğrenmeye veya hatırlamaya ihtiyaç duyabileceği içerikleri özetliyor. ︎Hayata bakış açısının temelinin çocukluk yaşlarında belirlendigi ︎Aile ilişkilerinin etkisi ︎Ana motivasyon kaynağının toplum ile işbirliği ile güçlenebilecegi ︎En temel meselenin hem aile hem okul hayatında verilecek eğitim olduğu ︎Kötülüğün genlerle, atalardan gelen aktarımlarla veya zeka eksikliği ile ilgili olmadığı, suça yonelik eylemlerin kişinin kolay yoldan kazanç/mutluluk vs elde etmek gibi yonelimleri ile bağlantılı ve korkaklık kaynaklı güç gösterisi ve/veya bencillikten kaynaklanabileceği ︎Suç işlemiş çocukların gerekli eğitimler ile topluma kazandırılmasının mümkün olabileceği ︎İnsanların tüm taraflar ile olan ilişkilerinde sadakat, karşılıklı saygi ve sevginin önemi gibi hususlar örnek vakalar ile anlatılmış. Özellikle ebeveynler ve öğretmenler için oldukça faydalı bir kaynak olabilir.
Yaşamın Anlam ve AmacıAlfred Adler · Say Yayınları · 20212,140 okunma
Reklam
Kendime notlar_6
Puan vermedi·441 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 20:16
Serinin 3.kitabında; Karınca Adası'na, çoğunlukla yine Anadolu'dan göç eden insanların hikayelerinin detaylarına hakim oluyoruz. Ada yaşantısında birlik ve beraberliğin ve her yeni gelenin sonsuz bir samimiyetle karşılanmasının sıcaklığı yer alıyor. Bu defa ana kahraman Poyraz Musa, yaşadığı travmalarını, derdini anlatarak içinde biraz daha çözüyor. Biraz da aşk gündemi var. Anadolu'dan gelen göçmenler ile Girit'ten gelenler arasında inanilmaz farklılıklar olduğu çok net anlatılmış. Kitabın genelinde doğa anlatımları yine eşsiz. Karakterlerin her birisinin kendi özlemi, kaygısı, dramı ile birlikte insanın insana ve insanın doğaya verdiği zararı da çok incelikli şekilde işlemiş. Nüfuz sahibi olanların kötücül karakterleri ve güç karşısında eğilip bükülüp menfaatlerine gelebilecek zararlara karşı büründükleri kişilikleri de tarihin akıp gitmesinin insan davranışlarında çok değişiklik yaratmadığını düşündürüyor. Iyilik iyidir, gücün kimin elinde olduğu da bir o kadar mühimdir diyebiliriz.
Tanyeri HorozlarıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20133,408 okunma
Kendime notlar_5
Puan vermedi·508 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 20:28
Bir Ada Hikayesi serisinin 2.kitabinda da, yine savaş sonrası zorunlu göçler ve mübadele ile sürgün edilen karakterlerin her birinin derinlemesine acısı&umudu ilmek ilmek işlenmiş. Anadolu'nun her bölgesinden ve Girit'ten Karınca Adası'na göç etmek zorunda kalan insanlarin, hem yollarda yaşadıkları, hem doğup büyüdükleri memleketlerini terk ederken yaşadıklarını ve geride kalanların da derin ıstırabını okuyoruz. Karakterler arasında müthiş bir işbirliği ve yardımlaşma ile verilen var olma mücadelesi, insanin insana her koşulda ihtiyaç duyduğunun çok güzel örneğini yansıtıyor. Savaşın, insanların hayatlarında yarattığı derin yoksulluk, açlık, yokluk, hastalık gibi sayısız olumsuzluğu kendi içinde hissederken; yanı sıra hayatta kalmayı başarabilenlerin ise bitmeyen umuduna tutunuyorsun. Yaşar Kemal'in eşsiz anlatımı sayesinde memleketin her bir taşını, kuşunu, çiçeğini, böceğini hayal ederken adeta o atmosferin içerisinde hissediyor insan kendini istemsizce. Kitabın bütününde kimi zaman gözlerim doldu, kimi zamansa gerçekten sesli güldüm.
Edebiyat
Karıncanın Su İçtiğiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20235bin okunma
Kendime notlar_4
Puan vermedi·320 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:13
Yaşar Kemal'in şiir gibi anlatımına ben zaten ne söyleyebilirim ki... Dörtlemenin ilk kitabinda; savaş, mübadele, göçler, savaşın, ölümlerin insanların hayatları boyunca zihinlerine kazınmış izlerini hep taşımaya devam ettiklerini okuyoruz. Yine insanlığın ve umudun her ne yaşanırsa yaşansın devam ettiğine dair inancimiz yeşeriyor. Tüm zorunlu göçlerin, insanları ne denli yersiz yurtsuz hissettirebileceğini, kalmak istenilen yerden zorunlu ayrılmanın derin ıstırap yarattığı ve gidilen yerde de esasında oraya ait olunmadığı ve kabul görülmediğini netlikle hissediyorsun. Karakterlerin her birinin kendi yaşam öykülerinde yaşadıkları benzer acılara karşın birbirilerine tutunmalarının, her biri üzerindeki iyileştirici gücünün yansıması başka türlü yaşamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor. İnsan her ne yaşarsa yaşasın, iyiliğe inancını ve yaşama dair umudunu korumalı, yaşamın karşına nerede, ne şartlarda kimi çıkaracağı belli değil ve kimi zaman ise önyargıların ile düşman bellediğin bir insanın senin hayatını dönüştüren bir dosta dönüşmesi de çok mümkün.
1000Kitap
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20238,2bin okunma
Kendime notlar_3
Puan vermedi·414 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 22:06
Çok emek verilerek yazılmış olduğunu söyleyerek öncelikle yazarın başarısını takdir etmek isterim. Tarih öncesi zamanlarda bitki toplumunda ve esasında tanrı anaların hayatın başrolünde olduğu; tüm üretim, yaratma, ekonomi, toplum düzeni, çocukların yetiştirilmesi, hayvanların evcilleştirilmesi, müzik, sanat, ilk kelimelerin anlamlandırıldığı dönemler. Egemenlik ve yönetme becerisi tamamıyla kadınlara ait ve şiddet yok baskı yok bu dönemlerde. Kadınların üretebilme ve yaratabilme kapasitelerinin sonsuz geniş olduğu dönemlerden sonra bir gün savaşmayı ve tüm gücü elinde toplamayı hedeflemiş ataerki dünyanın erkekleri adeta bir savaş meydanında gibi ortaya çıkıyorlar. Sonra ne mi oluyor bu tanrı anaların kurduğu ve öğrettiği tüm düzen kimi zaman can kimi zaman ırz düşmanlıkları ile ele geçiriliyor ve tarihin yazılı hale dönüştüğü dönemlerde her biri "eril" tanrılarca yaratılmış gibi yazıya, heykele, resme geçiyor. Yazılı kayıtlar veya tek tanrılı dinler ile birlikte egemenlik eril zihniyetin tahakkümü altına giriyor. Tarih baştan sona erilleştirilirken, kadınların o ilk harfleri ya da seslenmeleri öğrendikleri ineklerden elde ettikleri sütleri yağa peynire vs çeviren, sulak alanlara yakın kurdukları yerleşimler gibi bilgi kapasiteleri; iyilikle ve şefkatle yaklastıkları her canlı varlığa söyledikleri büyülü olduğuna inanılan sözler "cadı avına" malzeme oluşturur hale geliyor. O kadar herşeyden kadının izi silinmek ve tüm egemenlik ele geçirilmek istenmiş ki bugün geldiğimiz noktada bu kadarına nasıl izin vermişiz ve vermeye devam ediyoruz diye kendim dahil tüm kadınları sorguluyorum. Ve şu çok büyük bir gerçek ki, insanlığın her döneminde kadının gücünden gerçekten korkulmuş ki bu denli yok sayılmaya çalışılmaya devam ediliyor. Dilerim, ülkemdeki ve tüm dünyadaki
Kadının Yazısız TarihiYıldız Cıbıroğlu · Payel Yayınları · 199619 okunma
Reklam