Kitap sanatın halktan kopuk bir uğraş değil, insanın Rabbiyle, kendisiyle ve dünyayla kurduğu ilişkinin bir dili olduğundan bahsediyor. İslam dünyasında sanat, edep ve hikmetten ayrı düşünülemezi vurguluyor.
Dergi yazılarından alınmış, kısa bölümler halinde ilerliyor kitap. Bu sebeple yer yer tekrarlar var ama rahatsız edici çoklukta değil.
Kitapta en sevdiğim kısımlar sanatın özünde tevhidin bulunmasına dair anlattığı kısımlardı.
Mimari, müzik, şiir, edep, ahlak ve güzellik üzerine medeniyet tasavvuru, bizlere batının güzellik ve sanat anlayışından sıyrılıp kendi dünyamıza davet ediyor. Yazarın kendi hayatından örneklere de yer vermesi kitaba sıcak bir hava katmış.
Eğitim de terbiyeyi, kültürde irfanı, sanatta aşkı kaybettiğimiz çağda tekrar denge için bunları görmeye bilmeye çağıran bir kitap.