Hâtıralar, gençlik hâtıralarım! Sanki oraya kapanıp kalmışlar da kapıyı açınca neşeli mektep çocukları gibi birer birer dışarı fırlayacaklar, boynuma sarılacaklar!..
Tiksinilen bir ilaç, sürekli alındığında, bir gövdenin kanını, hücrelerini nasıl tutsak edebilirse, öyle. Gövdenin kendi kendine yeterliğini hiçe indirgeyen, yapay bir gücün egemenliği. Alışmak denilen zehir. Acı çektirmeye acı çekmekten daha mı kolay alışılır?
Toprak sanki artık ardıç, meşe büyütmüyor da fabrika, imalathane, tesis büyütüyor buralarda. Bir kavak bile on yılda büyür yahu. Üç-beş yılda amma çok baca bitmiş... Sanki millet tarla, bağ sulamayı boşlamış da, temel-duvar sulamış, çelik, beton bitirmiş yerden..