Ve pek çok kez yalnızca büyük tutkular değil, değersiz önemsiz şeylere karşı duyulan istekler bile, büyük utkular için doğmuş bir insanda büyüyüp dal budak salarak ona en yüce, en kutsal yükümlülüklerini unutturacak bir güce ulaşabilir.
Mucize bizimle gelmemişti. O muazzam büyü bizi takip etmemişti. Hiçbir şey peşimizden gelmemişti. Mucize bizdik! İçimizdeydi. Her şey bizdeydi! Mucize, sihir, o eşsiz sevişme! Hep bizim zihnimizdeydi. Mucize gitmiyordu bı yere. Biz gidiyorduk. Mucize bizdik. Kinyas ile Kayra! Ellerinde her zaman sarı ışık noktalarının dans ettiği adamlar...
Hayat reddedemeyeceği kadar güzel ve gerçek. Bu hayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kağıt!
Kayra, yolculuğunun parçaladığı hayatını toplayıp geri dönmelisin. Çünkü burada her şey var! Her şey var.
Üstelik her an çürüyen bir bedene sahip olan bir adamın bile nasıl bir hayat sevincine sahip olabileceğini görebiliyordum. Ben umudu, hayalleri, güzelliği, aşkı görüyordum yazdıklarımda.
Sesim titriyordu. Sonunda vücudumdaki medcezire dayanamamıştı sular. Yükseliyorlardı. Burnumu geçip göz seviyeme geldiler. Ve artık sadece düşmek kaldı onlara, yanağımdan aşağıya.