İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Nemrut ona Ateşe tap ! deyince o , neden ateşi söndüren suya değil de ateşe tapayım ? dedi . Nemrut bunun üzerine , " Öyleyse suya tap ! " dedi . O da ' Neden suyu içinde tutan bulutlara değil de suya tapayım ? ' dedi . Nemrut buna karşılık ; ' Madem öyle diyorsun , bulutlara tap ! ' deyince İbrahim , ' Neden bulutları sağa sola sürükleyen rüzgâra değil de bulutlara tapayım ? ' dedi . Bu defa Nemrut , ' Öyle olsun , rüzgâra tap ! ' diye cevap verdi . İbrahim , Ama insan evinin duvarlarının arkasına gidince ondan korunabilir ! ' deyince Nemrut , ' Öyleyse bana tap ! " dedi ve o tapmayınca başa dönüp tapmayı reddettiği ateşe atılmasını emretti . "
( Kaufman Kopler, Abraham p.81)
Biliyorsun şefkat bir lisandır ki sağır da duyabilir, kör de görebilir. Ve yine biliyorsun, şefkatsizlik öyle bir anlatımdır ki duyanları sağır, görenleri kör eder.